We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

KURTULUŞ SAVAŞINA GİRİLECEĞİNDE TÜRKMENLER NELER YAŞADILAR

7 0 0
01.06.2020

Hayri kendi halinde herkesin yardımına koşan kasabada sevilen birisiydi.

Babası Hüseyin Medine Müdafaasında İngilizler ile iş birliği yapan Arap aşiretine üç arkadaşıyla birlikte esir düşmüş kızgın güneş altında yere çakılan kazıklar üzerine bağlanmıştı. Yaraları kabuk bağladıkça aşirettekiler gelip işkence yapıyorlar ve karıncalar yaraların üzerine hücum ediyorlardı.

Hüseyin’in bir arkadaşı işkencelere dayanamayıp ölmüştü. Cesedi iki gün kızgın güneş altında kokuyordu. Hüseyin debelendikçe kazıklar yerinden oynamış, bağlı olduğu ipler gevşemişti. Gece yarısı iplerden kurtuldu arkadaşı Memiş’i iplerden çözdü ve kaçmaya karar verdiler.

Gece karanlığında göz gözü görmüyordu. Ne kadar uzaklaştılar bilmiyorlardı. Gece kum fırtınası başlayınca bir birlerini kaybettiler.

Hüseyin döne dolaşa esir edildiği yere farkında olmadan varmıştı.

Aşiret mensupları onu baygın vaziyette buldular ve tekrar kazıkları daha büyük ve sağlam olarak yere çaktılar onu bağlayıp işkenceye başladılar.

Hemen ölmesin diye arada dudaklarını suyla ıslatıp pis su içiriyorlardı.

İşkence ve acılara fazla dayanamayan Hüseyin orada ruhunu teslim etti.

Memiş ise aylar sonra vatana gidebilmiş kurtulmuştu. İlk işi Hasan’ın kasabasına gitmek oldu ve başlarından geçen olayı Hasan’ın oğlu Turan’a anlattı.

….

Turan emperyalist güçlerin isteği ile silahları teslim etmiş askerden terhis edilmişti. Vatan işgal edilmiş işgale karşı çıkan vatanseverlerin olduğunu duymuştu.

Kasabanın ileri gelenlerinden Arap Abdi hükümet ile arası çok iyi ve civar köylerden vergi toplar vilayetten gelenlere teslim eder, birlikte konakta yer içer eğlenirlerdi.

Abdi esmer olduğundan ona Arap lakabını kasabalılar takmıştı.

Abdi’nin iki oğlu bir kızı vardı. Kızını yakın köyden bir ağanın oğluyla evlendirmiş, damadı askere çağrıldığında onun yerine köyde fakir birisine biraz para verip kütüğe kaydettirip askere göndermiş ve damadını asker olmaktan kurtarmıştı.

Oğullarının askerlik çağı geçse bile vilayetteki yetkililer ile arası iyi olduğundan oğullarını askere göndermiyordu.

Savaşta şehit düşenlerin mallarına mülklerine el koyuyor, kadın ve kızlarını güya himayesine alıyor ve tarlasında konağında çalıştırıyordu.

Mustafa Kemal ve arkadaşları Emperyalizme karşı mücadeleye başlayınca Turan kasabada birlikte askerlik yaptığı topal Veli ile dertleşirdi. Topal Veli’nin her şeyden haberi olurdu. Kasabanın hanında çalışıyordu. Ona gelen haberleri Turan’a anlattı.

Kasabada eli silah tutan Milli Mücadeleye katılmak isteyenleri tespit edip Milli Mücadeleye katılma kararı aldılar.

En büyük destekçileri kasabadaki ulu caminin imamıydı. Yavaş yavaş çoğalmaya başladılar ve camide yatsı namazından sonra istişare yapıyorlardı. Kimse şüphelenmiyor hatta toplananlara tarikatçı, padişahçı demeye başladılar.

Bu söylentiler onların işine geliyor ve gizlice eli silah tutanları tespit edip çoğalmaya başladılar. Fazla silahları yoktu. Eski dededen kalma kılıçlar kamalar vardı. Onlara silah gerekliydi.

Civar köyler kasabalardan toplanan silahlar İngilizlere teslim edilmek için Arap Abdi ağanın konağında saklanıyordu. Henüz görevliler gelip silahları teslim almamışlardı.

Arap Abdi, konaktan fazla çıkmaz iki karısı ve odalıkları ile gününü gün ediyordu. En büyük yardımcısı da Arnavut Rüstem idi. Rüstem ağanın sözünden çıkmaz marabaya kan kustururdu.

Ulu camideki son toplantıda karar alındı ve Arap Abdi ağanın konağındaki silahlar alınacak ve kasabaya yaklaşan Yunan birliklerine karşı mücadele verilecekti.

O gece toplantıya katılanların hiç birisi uyumadılar, oldukça heyecanlıydılar. Hırsızlık yağma bilmediklerinden konağa nasıl girip silahları nasıl ele geçireceklerini tartıştılar.

Turan kararını açıkladı.

Gece yarısı herkes uyuduktan sonra konağın kapısını Arap Abdi’nin odalıklarından şehit eşi Makbule açık bırakacaktı. Arap Abdi ve ailesinin yemeklerine Topal Veli’nin verdiği ilacı katacak ve hepsi derin uykuda olacaktı. Gizlice görüştüler ve gece yarısı kamaları bellerinde konağın arkasına sakladıkları at arabasına silahları taşıyacaklardı.

Sessizce konağa girdiler. Odalık şehit karısı da onlara yardım etti ve bütün silahları konaktan arabaya taşırken Arnavut Rüstem tıkırtılara uyandı ve eline tüfeğini alıp ambara geldi. Kapı açık ve içerde birileri silahları taşıyorlardı.........

© Habererk