Zengin ve yoksul
13. Yüzyılın başlarında Batı Afrika toprakları üzerinde “Mali İmparatorluğu” adında bir devlet kuruldu. Başkenti Niani, en önemli ticaret merkezi Timbuktu’ydu. Kıtanın en zengin altın yataklarına, tuz ve bakır madenlerine sahipti. Ticaret ve suyollarının ortasındaydı. Kuzeyden tuz, güneyden altın ve fildişi ticareti yapılırdı. Bu yüzden kısa zamanda büyüdü. Sahra Çölünden Atlantik kıyılarına kadar uzandı. Öyle ki; 1 milyon metrekareyi aşan yüzölçümüyle Moğol İmparatorluğundan sonra döneminin en geniş imparatorluğuna dönüştü.
Günümüzde Mali, Senegal, Gambiya, Moritanya, Gine, Burkina Faso ve Nijer devletleriyle Fildişi Sahilinin bazı kısımlarının bulunduğu toprakları içine alan bu imparatorluğu Keita Hanedanlığı kurmuş ve uzun süre yönetmişti. Krallarına mahalli lisanda “Kralların Kralı” anlamına gelen “Mansa” denirdi.
1240-1430 yılları arasında hüküm süren İmparatorluğun, dünya tarihine geçmiş üç hükümdarı vardı. Bunlardan Sundiata Keita hanedanın ve imparatorluğun kurucusuydu. Mansa Abu Bakr ise 1300’lerin başında yaşayan meraklı ve maceraperest bir sultandı. Okyanusun sınırlarını bulmak gibi bir sevdaya kapılmış, bunun için 200 gemilik bir filo hazırlayıp okyanusa salmıştı. Geriye bunlardan sadece biri dönebildi. Gemi kaptanı, okyanusun ortasında bir akıntıya kapıldıklarını, tüm filonun battığını geriye sadece kendi gemisinin kaldığını söyledi. Mansa Abu Bakr buna inanmadı. Yeni bir filo hazırlattı. Tahtını ve tacını bırakarak, filonun bizzat başına geçip okyanusa açıldı. Bir daha da dönmedi. Kimileri kanarya akıntısına kapılarak battığını söyledi kimileri de Kolomb öncesi Amerika kıtasına bazı Afrikalıların ayak bastığını onların da bu filodan arda kalanlar olduğunu iddia etti.
Onun ardından tahta Mansa Musa geçti. 1312’den itibaren çeyrek asırdan fazla ülkeyi yönetti. İçinde zırhlı süvari birliklerinin de olduğu yüz bin kişilik bir ordu kurdu. Çeşitli kabile ve etnik grupları tek çatı altında birleştirdi. Devleti en geniş sınırlarına ulaştırdı. Uçsuz bucaksız toprakları daha iyi yönetebilmek için ülkeyi eyaletlere böldü. Her birinin başına yetenekli valiler atadı. Merkezde ticaret ve vergi gelirlerinin kayıt altına alındığı güçlü bir teşkilat yapısı oluşturdu. Bu sayede devlet inanılmaz zenginleşti. Kendisi de tarihin kaydettiği en zengin imparatorlardan biri haline geldi.
Batı Afrika’da İslâm’ın yayılması da bu dönemde oldu. Daha kuruluş yıllarında Arap tüccarlarla sağlanan........
