Mustafa Suphi’yi kim öldürdü?

1920 yılının yaz aylarından itibaren memlekette komünist rüzgârlar esiyordu.

Anadolu’yu emperyalistlerin işgalinden kurtarmak için yola çıkanların dilinden Bolşeviklik düşmez olmuştu. Gerek yurt içinde gerekse dışarıda art arda komünist dernekler, partiler kurulmaya, gazeteler çıkarılmaya, Moskova-Ankara arasında telgraflar, haberciler mekik dokumaya başlamıştı.

Bu rüzgârın sebebi, 21 Temmuz-6 Ağustos 1920 tarihlerinde Moskova’da toplanan Komintern’in İkinci Kongresinde alınan bir karardı. Bolşevik Devrim Lideri Lenin’in öncülüğündeki kongrede, Anadolu’daki kurtuluş hareketine değinilmiş, bu hareketin “burjuva demokrat” renginde bir hareket olduğu, bununla beraber Batılı devletlerle savaşında yardım edilmesi kararı alınmıştı. Bunun karşılığında tek şart ileri sürülüyordu: Komintern yoluyla Moskova’ya bağlı bir komünist parti kurulmasına izin verilmesi...

Ardı ardına iç isyanların patladığı, Balıkesir ve Bursa’nın Yunan ordusu tarafından işgal edildiği bu günlerde Ankara hükümeti tutunacak dal arıyordu. Silaha, paraya ve güçlü bir ülkenin desteğine ihtiyacı vardı. İleri sürülen şartların kabul edildiğini ifade eden sıcak mesajlar gönderildi. Bir yandan Mustafa Kemal Paşanın kızıl tepelikli kalpağıyla çektirdiği fotoğraflar gazetelere servis edilirken diğer yandan temsilci heyetleri Moskova’nın yolunu tuttu.

Komintern’in söz konusu kongrede aldığı kararlardan biri de; Komünizmin Müslüman halklar arasında yayılmasını sağlamak amacıyla uluslararası bir kurultay düzenlemekti. Bu amaçla, 1-7 Eylül 1920 tarihleri arasında Bakü’de Doğu Halkları Kurultayı düzenlendi. Kurultaya 36 Doğu ülkesinden 2000’e yakın delege katıldı. Türkler 235 delegeyle kurultayın en kalabalık grubunu oluşturdular. Ancak bu grup birbirleriyle çekişen üç farklı kesimi temsil ediyordu: Ankara Hükümeti temsilcileri, Enver Paşanın başını çektiği İttihatçılar ve Mustafa Suphi’nin çevresinde toplanmış Türk komünistler...

Mustafa Suphi, kurultayın en göze çarpan ismiydi. Devrimciliği Moskova tarafından takdir edilen kıymetli bir yoldaştı. Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinde komünist oluşumlara çoktan başlamış, bu vilayetlerden bir hayli delegenin kurultaya katılmasını sağlamıştı.

İlgi çeken diğer bir isim de Enver Paşaydı. Kurultayta bir bildiri sunmuş, Türk işçi ve köylülerini inkılaba çağırmış, kendini bir İslam ihtilalcisi kabul ettirerek Türkiye’nin tek temsilcisi ve Anadolu’daki Milli Mücadelenin önderi gibi göstermek istemişti.

Ne var ki Mustafa Suphi onun bu çabalarına büyük darbe vurdu. Yaptığı konuşmada Paşanın devrimci değil karşı devrimci olduğunu, Alman emperyalizmiyle işbirliği yaptığını dolayısıyla en büyük emperyalistlerden biri olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bağımsızlığına kavuşması için Türk işçi ve köylülerinin bağımsız bir örgüt etrafında toplanmaları gerektiğini söyledi.

Kurultay, Komintern’in “Anadolu hareketine yardım edilmesi” kararına vurgu yapılması ve bütün sol teşekküllerin Mustafa Suphi’nin tavsiyesi doğrultusunda hareket etmesi tavsiyesiyle sona erdi.

Bakü Kurultayının en kazançlısı hiç şüphesiz Mustafa Suphi olmuştu. Hem İttihatçılardan intikam almış, hem de Ankara’yı gölgede bırakmıştı. Bundan dolayıdır ki Anadolu hareketinin liderliği mevkiine yükseldiğini düşünüp........

© Haber7