Islahat Fermanı |
Kudüs’ün yaklaşık on kilometre güneyinde bulunan Beytüllahim kasabasında garip bir hırsızlık olayı yaşandı.
Kasabanın adeta kalbi durumundaki Kutsal Doğuş Kilisesinin gümüş yıldızı ortadan kayboluverdi.
İnanışa göre Hz İsa’nın doğduğu gece Venüs ve Jüpiter üst üste gelmiş gökyüzünün en parlak yıldızına dönüşmüştü. Gümüş yıldız bu doğuşun sembolüydü. Doğumun gerçekleştiği yerin tam üstündeki mermer zeminde bulunuyordu ve kilisenin en kutsal objesiydi.
Kasabada büyük bir gerginlik doğdu. Farklı mezheplere bölünmüş olan Hristiyanlar birbirlerine düştüler. Katolikler, kendilerinin yaptırdığı kutsal yıldızın ortadan kaybolmasından Ortodoksları sorumlu tuttular. Onlar da Katolikleri suçladılar.
Üstelik gerginlik bununla da sınırlı kalmadı.
Kudüs’te Hz İsa’nın çarmıha gerildiği tepe üzerinde bulunan ve inşa edildiği dördüncü yüzyıldan itibaren Hristiyanların hac mekânı olan Kutsal Kabir Kilisesinin tamiratıyla ilgili yeni bir kavga başladı. Katolikler ve Ortodokslar bu konuda da birbirlerine girdiler.
Kavga kısa zamanda büyüdü. Filistin topraklarını aşıp uluslararası bir boyut kazanarak dünyadaki tüm Katoliklerin hamisi olduğunu iddia eden Fransa ile Ortodoksların hamisi Rusya’nın kavgasına dönüştü.
Osmanlı Devleti kavganın tam ortasında kaldı.
Ne de olsa paylaşılamayan topraklar ülkesi, oradaki insanlar vatandaşıydı. Fransa ve Rusya’nın baskılarını göğüsleyip Kudüs’teki sükûneti yeniden tesis etmek isteyen Sultan Abdülmecit, Gümüş yıldızı yapıp yerine koyma, kilise tamiratını da üstlenme teklifinde bulundu. Teklif her iki devlet tarafından da reddedildi.
Fransa, eski uygulamaya tekrar dönülmesi, yedi yıl önce ellerinden alınan hakların Katoliklere iadesini istedi. Eski uygulamadan maksat, Kanuni Sultan Süleyman........