Boğaziçi nihayet fethedildi!

Merhum mütefekkir Nureddin Topçu, “Büyük Fetih” adlı kitabında;

“Bu şehri bir kere daha fethetmemiz lâzım” diyordu.

Çünkü beş yüz yılı aşkın süredir vücuduna sahip olduğumuz İstanbul’un ruhunun esir alındığını biliyordu.

Bu işgalcilerden biri de geçen asırda Amerika'dan gelen “mühendis” etiketli misyoner Cyrus Hamlin’di.

Hisar'daki “sur”ların tepesine çıkıp İstanbul'a baktıktan sonra;

“Fatih bu şehri bu tepelerden fethetmiş, ben bu milletin kültürünü yine bu tepeden fethedeceğim!” diyen Hamlin, ABD'nin kendi toprakları dışındaki ilkokulunu burada açmak için kolları sıvadı.

Zengin bir tüccar olan New York'lu Mr. Christopher Rheinlander Robert tarafından sağlanan destekle, projesini hayata geçirmek için harekete geçti.

Rumelihisarı'nın yapımında “mavi kireçtaşı” kullanan Fatih Sultan Mehmet gibi aynı ocaktan alınan taşlarla binaları diktirdi.

1863 yılında “Amerikan usulü” eğitim vermek için İstanbul'da kurulan bu koleje, önce “Bebek İlahiyat Okulu” ismi verildi.

Okulun 260 bin metrekarelik arsasının sahibi olan Ahmet Vefik Paşa, “Ahlakî ve dinî duyguları birbirine tezat teşkil eden unsurların bir karışımıydı. Ateşli bir Müslüman olduğunu ikrar ediyordu; fakat pek çok konuda Hıristiyanlığa daha fazla sempati duyuyordu!”

İşte onun verdiği dünyanın en güzel arazisinde kurulan bu okula daha sonra “Robert Koleji” adı layık görülürken, inşaat sırasında Katolikler bile;

“Osmanlı 400 yıldır koruduğu Boğazlar'ı sonunda kirletti!” diyorlardı.

Çünkü onlar, “bu arsa üzerinde Protestan bir misyoner okulu kurulduğunu” pekâlâ biliyorlardı.

Osmanlı'daki Amerikalı, İngiliz ve Rum casusların yuvası olarak kurulan bu okulda “öğretmen” kisvesi altında çok sayıda yabancı ülke ajanı faaliyet gösteriyordu.

1882'ye gelindiğinde, 232 öğrencisi bulunan okulun kontenjanı 89 Bulgar, 85 Ermeni, 28 Rum, 23 diğer uluslardan oluşurken, öğrencilerin sadece 7’si Türk’tü.

Okulunda........

© Haber7