We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Süleymani, kurban mıydı?

39 7 0
10.01.2020

İran’da devrim olunca, istisnasız bütün İslâm dünyasında sevinçle, coşkuyla karşılandı. Sünnî dünyanın en önemli kalesi Türkiye’de İran devriminden belli bir süre aslâ şüphelenilmedi; hep “Müslümanların yüzakı” bir adım olarak değerlendirildi.

İran’ın Saddam Irakı’yla kapıştırılması meselesinde de, hem Türkiye’de hem de İslâm dünyasında İran İslâm devriminin çökertilmeye çalışıldığı düşünülerek İran’dan yana tavır takınıldı genellikle.

Ancak ne zamanki İran’a gidip gelmeler başladı, İran devrimi hakkında şüpheler belirmeye, İran’a daha mesafeli yaklaşmaya başladı insanlar.

FARS HEGEMONYASI HAYALLERİ...

Fakat benim için kırılma noktası, Selman Rüşdi’ye “ölüm fetvası” verilmesi oldu. İran, bütün İslâm dünyasının sözcüsü, hilâfet merkeziymiş gibi konuşuyor ve hareket ediyordu!

Geldiğimiz noktada İran, bütün Arabistan yarımadasına yerleşmeye başlayınca, İkbal’e hak vermeye başladım.

Muhammed İkbal, Fars kültürünün çocuğu olmasına, doktorasını İran düşüncesi hakkında yapmasına rağmen İranlılarla ilgili sarsıcı bir gözlemde bulunmuştu: “Farslar mı İslâmlaştı, İslâm mı Farslaştırıldı?” diye soruyor ve cevabını da hiç tereddüt etmeden “elbette ki, İranlılar, İslâm’ı Farslaştırdılar” diye cevap veriyordu kendi sorduğu soruya.

Saddam-sonrası İran yayılması ve Rüşdi fetvası sonrası İslâm’ın ve Müslüman kitlelerin masumiyetlerinin rehin alınması, İran’ın Fars milliyetçiliğiyle hareket ettiği, Fars imparatorluğu hayallerini hayata geçirmeye çalıştığı gerçeğinin görülmesine........

© Haber7