We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hayat boşluktan nefret eder! Eğer öncü bir kuşak yetiştiremezsek, “boşluk” mezarımıza döner!

32 0 0
20.06.2021

Değerleri, o değerleri yaşatan “kültür”leri sağlam olan toplumlar kolay kolay yıkılmaz.

Tersi de doğru: Değerleri, o değerleri vareden kültürleri çürüyen, çözülen toplumlar da kolay kolay ayakta duramaz: Esen sert rüzgârların önünde sürüklenir durur ve toz olur...

Türkiye’de toplumun ortak kültürü, değerleri, aidiyet biçimleri ve ruh kökleri hızla yok oluyor! Bugün ruh köklerini yitiren bir toplum, yarın bu topraklardaki varlığını da yitirmekten kurtulamaz.

Bütün bu yaşananlardan en çok ve en sarsıcı şekilde genç kuşaklar etkileniyor, kaçınılmaz olarak.

Gençlik, üzerinde en çok kafa patlatmamız gereken meselemiz olmalı. Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha ederler, diyorum o yüzden.

Bugün konuyu ele aldığım bir yazımı, tozunu alarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Lütfen dikkatle okuyalım. Hem ülkeyi yönetenler hem de ebeveynler olarak.

NORMAL DEĞİL!

Dışarıdan gelen herhangi bir marjinal akım, burada anında kitleselleşebiliyor. Müzikte de böyle bu, felsefede veya sanatta da.

Sanatı, felsefeyi, müziği filan geçtim, hayatın her alanındaki en “fringe”, en “kopuk”, en “kaçık” akımlar, hızla yayılabiliyor!

Felsefede, sanatta, hayatta en uçuk-kaçık, en sapkın akımlar (mesela feminizm hatta eşcinsellik gibi yönelimler) kolayca merkeze oturabiliyor.

Peki, normal midir bu?

Elbette ki, değildir.

Neden böyle oluyor öyleyse?

Bunun en temel nedeni, Türkiye’nin, laikleşme projesini âmentü hâline getirmesi; buna mukabil ruh köklerini, medeniyet iddialarını önce yoksayması, sonra yok etmeye kalkışması, eğitim, kültür, sanat hayatını, hayatın her alanını değerlerimizin yegâne kaynağı İslâm’dan arındırmasıdır.

Tam anlamıyla intihardır bu! O yüzden böyle bir toplumda büyük bir anlam boşluğu,........

© Haber7


Get it on Google Play