Operasyon gazeteciliği! |
Bir zamanlar “kartel medyası” ile uğraşıyorduk.
Meşhur 28 Şubat sürecinde medya alanına hâkim olan güçler, iktidarları belirleme, beğenmediklerini indirme yetkisini kendilerinde görüyorlardı.
Söylediklerini yapmayan, çıkarlarına aykırı davranan iktidar önde gelenlerini analarından doğduklarına pişman etmek için her türlü oyunu sahneye sürüyorlardı.
Çoğu iktidar bunlardan korkuyordu.
Şerlerinden emin olmak için de hazineyi hortumlatıyordu.
Bunların “genel yayın yönetmeni” etiketli tetikçileri vardı, tepe tepe kullandıkları “hergele”leri vardı.
“Operasyon yazarları” vardı.
Biz o zamanlar bir avuçtuk.
Bir avuçtuk ama hepsine kök söktürüyorduk.
“Temiz Medya”ya ulaşmak için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyorduk, bundan dolayı da hep hedeflerinde oluyorduk.
“Taraf” diye bir gazete çıktı piyasaya.
Oradakilerden bazıları da “operasyon gazetecileri” olarak bol bol kullanıldılar.
Medyada dengeler değişti.
Hâkimiyet büyük ölçüde “halkın değerleri ile çatışmayan”, ülkeye kurulan tezgâhlarda rol almayan medya organlarının eline geçti.
Zamanla işler yine bozuldu.
Yeni dönemin fırsatlarından faydalanmak için her türlü yalakalığı yapan “yeni operasyon gazetecileri” öne çıktı.
Kirli ilişkiler kulağımızı tırmalar oldu.
Mesleğimiz yine itibar kaybetti.
Biz hep “Gazeteci hata yapabilir ama yanlış yapmamalı!” dedik.
“Gazeteci iş takipçiliği yapmamalı, ‘propagandist’ olmamalı, haber kaynakları ile arasına mesafe koymalı” dedik.
“Konuşma başı para alan”, “övgü ya da karalama operasyonlarına katılma karşılığında zarf dağıtılan” gazetecilere göndermelerde bulunduk.
“Sizin yüzünüzden mesleğimiz irtifa ve itibar kaybediyor!” dedik.
Bugünlerde bir “temizlik harekâtı” yürütülüyor.
Soruşturmaya uğrayanları kafadan suçlu ilân etmek elbette yanlış olur ama ortadaki ilişkilerin gazetecilik ahlâkı ile bağdaşmadığını net bir şekilde görebiliyoruz.
Gazetecilik, herkesin yapabileceği sıradan bir iş........