Ekranların nefs sistemi
Önce Siverek'te bir lise koridorunda yankılanan silah sesleri, ardından Kahramanmaraş’ta yitip giden 9 can... Peş peşe gelen bu kan dondurucu olaylarla büyük bir şok içindeyiz. Ancak bu kanlı hadiseleri yalnızca "dijital oyunların" veya "mafya dizilerinin" bir sonucu olarak okumak, asıl büyük tehlikeyi gözden kaçırmamıza neden oluyor. Karşımızdaki tablo; modernizm/pozitivizm tarafından ruhsuzlaştırılan bir eğitimin, aidiyetsiz bırakılan bir neslin ve küresel reyting çarklarının ortaklaşa ürettiği sosyolojik bir travmadır.
Seküler Eğitim ve Ruhsuzlaşan Maarif
Türkiye’nin eğitim serüveni, "modernleşme" ambalajıyla inanç ve değerlerimize yabancı bir kodlama üzerine inşa edildi. Max Weber'in deyişiyle Batı, kurduğu rasyonel çarkın içinde ruhunu kaybedip Nietzsche'nin materyalist çizgisine savrulurken; bizim asıl trajedimiz bu seküler çöküşü "çağdaşlaşma" zannederek kopyalamamız oldu. Hasan Âli Yücel döneminde zirveye ulaşan pozitivist akıl, ruh köklerimizi sistemin tamamen dışına itti. Muhafazakâr iktidarlar; ezan yasağı, başörtüsü yasağı ve İHL’lere uygulanan katsayı adaletsizliği gibi bazı yasakları kaldırsa da, eğitim sistemindeki seküler ana omurga değişmedi. Bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne, Ramazan ayında okullardaki pozitif etkinliklere ve 15 yaş altı dijital kısıtlamalara mecliste gösterilen akıl almaz direncin sebebi tam olarak budur. “Laik eğitim engelleniyor”, "Özgürlükler kısıtlanıyor" hezeyanıyla baltalanan her hayırlı girişim, aslında neslimizi koruyacak kalelerin yıkılması anlamına geliyor.
CHP’nin kurucu iradesinin temellendirdiği bu sistem, gençleri "niçin" yaşadıklarını........
