We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sandığın hikayesi

5 0 0
01.04.2019

Dün sandığa gidip oyumuzu kullanarak mühim bir vatandaşlık borcumuzu eda etmiş olduk...
Aradaki I. Meşrutiyet’in 30 ve Cumhuriyet’in 23 yıllık inkıtaları, kesintileri hariç 1293/1876’da Kanun-ı Esasi’nin kabulünden beri aday olma, sandığa gitme, seçme, seçilme... gibi faaliyetlerle iç içeyiz.
Aslında bu siyasi yolculuk, ta meşruti iktidar arayışının ilk yoklaması olan 1808 Sened-i İttifak hadisesine kadar dayanır. Devir, II. Mahmud Han devridir. Oğlu Abdülmecid Han zamanında ilan edilen Tanzimat’la vaziyet, bir miktar daha çeşitlenecektir. Abdülaziz Han ve V. Murad Han, 1856 Islahat Fermanı ve açılan bazı kurumlarla monarşiye geçişte intikal dönemi Sultanlarıdır. Abdülhamid Han’la beraber 1876 Anayasası ilan edilir, devlet hayatı, parlamenter nizama geçer. Bunu 1908’de eşkıyalıkla ilan edilen II. Meşrutiyetteki çok partili hayat takip edecektir.
İsmet İnönü’ye kahramanlık yontmak için ve sanki Amerika, baskıyla yaptırmamış gibi 1945’te partiler kurulup 1946’da açık oy gizli tasnifle rey kullanılması ise ilk defa çok partili hayatla demokrasiye başlama olarak gösterildi. Oysa hakikat yukarıda yazdığımız gibidir. Hürriyet ve İtilaf ve İttihad ve Terakki Fırkalarının başı çektikleri Meşrutiyetin siyaset sahnesinde “Amele Fırkası” diye 1960 sonrasındaki İşçi Partisi’nin habercisi sayılabilecek sosyalist parti bile vardır.
Evet; 1945/46 tarihi Türkiye’de demokrasi ve çok partili hayatın başladığı değil, yeniden hayata geçtiği tarihtir. Bunun gibi 1923-46 arasında icazet veya emirle kurulan Terakkiperver Cumhuriyet ve Serbest Cumhuriyet Fırkalarının birkaç aylık denemeleri dışında hükûmet yönetim şekli olarak demokratik hayat yok, sadece devletin idare tarzını ifade eden Cumhuriyet vardır.
Aslında demokrasi,........

© Haber7