menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşruiyet aşınırken

16 1
01.01.2026

Son dönemde siyasal tartışmalar, belirli bir aktör etrafında kümelenmiş görünse de, asıl olarak bir dil, söylem ve yön meselesini açığa çıkarıyor.

Ana muhalefet lideri, “Dezenformasyon Üretim ve Dağıtım Merkezi” gibi çalışıyor. Bir bakıyorsunuz düşürülen insansız hava aracı ile ilgili gerçeklerle bağdaşmayan, ama Türkiye’yi itham ve ilzam eden açıklamalarda bulunuyor, bir bakıyorsunuz ülkenin ve milletin el birliği ile üstesinden gelmeye çalıştığı sorunlara yönelik manipülasyon ve provokasyon kokan mesajları üst üste sıralıyor.

Tüm bunlar artık kendisinin güvenirliğini ciddi bir şekilde tartıştırıyor ama elbette ülkemizin ve insanlarımızın kardeşliğine, değerlerine, başarılarına da zarar verici bir noktaya gidiyor…

Özellikle, yurt dışı temaslarında yaptığı açıklamalar, ülkenin iç siyasal düzenine ilişkin çarpık değerlendirmelerin uluslararası platformlara taşınması, iç politikada hukuk dışı sert suçlayıcı ifadelerini yoğunlaştırması ve buna eşlik eden sembolik krizler, yalnızca gündelik polemik üretmiyor, bu çıkışlar, siyasal eleştiri sahibinin yerini ve duruşunu tartışmalı hâle getiriyor.

Siyasal tartışmaların gürültüsü arttığında, genellikle iki şey aynı anda olur: Birincisi, söylenenler büyütülür; ikincisi, asıl olan görünmez hâle gelir.

Oysa siyasal hayatın kırılma anları, çoğu zaman yüksek sesli polemiklerde değil, meşruiyetin sessizce aşındığı alanlarda ortaya çıkar. Bugün Türkiye’de yaşanan tartışmalar da, tek tek açıklamaların ya da münferit davranışların ötesinde, böyle bir aşınmaya işaret etmektedir.

Bu aşınma, bir iktidar-muhalefet gerilimi olarak okunamaz. Mesele, kimin haklı olduğu ya da kimin daha sert konuştuğu değildir. Asıl mesele, siyasal mücadelenin hangi meşruiyet zemininde yürütüldüğüdür. Çünkü siyaset, iktidar talebi ile birlikte meşru olma ve meşruiyeti sürdürme iddiasıdır.

Modern demokrasilerde meşruiyet, dışarıdan taşınan bir etiket değil; içeriden üretilen bir ilişkidir.

Siyasal aktörler, meşruiyetlerini seçmenle kurdukları bağdan, temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumsal kesimlerle kurdukları anlam ilişkisinden üretirler. Bu ilişki, seçimlerle sınırlı değildir; dil, sembol, aidiyet ve süreklilik üzerinden inşa edilir.

Bu nedenle siyaset, doğası gereği........

© Haber7