menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kim haydut devlet? Kim? Kim? Kim?

27 0
09.03.2026

Ateşin, barutun, ölümün, yıkımın olağanlaştığı günlerden geçiyoruz. Kimi “Üçüncü Dünya Savaşı mı çıktı?” diye soruyor, kimi “Dünya nereye gidiyor?” diyerek endişesini dile getiriyor…

ABD ve İsrail, İran’ı yoğun bir bombardıman altına aldı. Ülkenin bir numarası dini lider Hamaney ve pek çok üst düzey askeri ve sivil yöneticileri bombardımanın ilk anlarında öldürüldü…  

Diğer yandan İran ise dost, düşman dinlemiyor, etrafına saldırıyor, savaşın taraflarını çoğaltmaya çalışıyor. Gerekçesini “ABD üslerini vurmak” olarak açıklıyor ama esas hasımlarının dışında pek çok ülkeyi ateş içinde bırakıyor… Bu durumun da kabullenilir tarafı yok… Türkiye tüm tarafları uyarıyor, bir an önce masaya dönülmesi için… Keza İran’a da savaşı yayma çabasından vaz geçmesi için ikaz da bulunuyor…

Ancak ilk saldırganlığın ABD ve İsrail tarafından İran ile müzakere masasında otururken yapıldığı göz önüne alındığında akla şu soruyu getiriyor: Uluslararası hukuk, kurumlar, kurallar, ahde vefa, devlet vasfı, geleneği, ahlakı, onuru gibi pek çok konu üzerinde hala söylenebilecek söz var mı?

Peki tüm bu kavramların anlam alanları, kapsamları böylesine aşınırken aklımıza gelen kavram “Haydut Devlet” oluyor…

Saldırganlar bu kavramı saldırdıkları devlet için kullanıyorlar… Yüzlerce çocuk derste iken okul bombalayıp çocukları öldürenler, Gazze’de yetmiş bini aşkın sivili katledenler, uluslararası hukuku, kurumları, kuralları ortadan kaldıranlar şimdi de kendileri dışındakileri “haydut devlet” olarak yaftalıyorlar… Yaftaladıkları “sütten çıkmış ak kaşık” olmasa da, yaftacılara bakınca elbette soruluyor: Kim haydut devlet? Kim? Kim? Kim? Uluslararası ilişkiler disiplininde bazı kavramlar, hukuki olmaktan ziyade siyasal yoğunluk taşır. “Haydut devlet” bunlardan biridir. Bu ifade, teknik bir kategori gibi görünse de aslında uluslararası düzenin sınırlarını, güç dağılımını ve meşruiyet üretim mekanizmalarını tartışmaya açan bir çerçevedir. Bir devleti “haydut” olarak nitelemek için belirli eylemlerini değil, o devletin uluslararası normlarla kurduğu ilişkinin bütününü sorgulamak gerekir.

Uluslararası hukuk bakımından bakıldığında, devletlerin egemen eşitliği ilkesi temel kuraldır. Birleşmiş Milletler Şartı, kuvvet kullanma yasağını açık biçimde düzenler; buna meşru müdafaa veya Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi istisna teşkil eder. Bunun dışındaki askeri müdahaleler, rejim değiştirme girişimleri, hedefli suikastlar ya da devlet liderlerine yönelik........

© Haber7