menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düzensiz Dünya’da Türkiye’nin devlet aklı

12 0
05.01.2026

İlginç günlerde yaşıyoruz. Düşünün ki Venezuela’nın seçilmiş devlet başkanı Nicolas Maduro evinden uyurken, eşi ile birlikte gözleri bağlı, elleri kelepçeli bir şekilde bir başka ülke olan ABD tarafından ‘kaçırılıyor’, ülkesi dışına çıkarılıyor, yargılanmak üzere Nevyork’ta hapsediliyor…

Ne BM Güvenlik Konseyi aynı anda toplanıyor, ne Latin Amerika ülkeleri bu duruma karşı seferberliğe girişiyor, ne dünya petrol ve ekonomi borsaları sert düşüş, çöküş yaşıyor, ne de ABD, Çin, Rusya ilişkileri en gergin halini alıyor… Hatta birkaç gün sonra dünya basınında tüm bu olup biten küçük haberlere bile dönüşecek…

Peki böyle mi olmalıydı? Niye bu hale geldi dünya?

Uluslararası sistem, 1648 Vestfalya düzeninden bu yana devletlerin birbirlerine karşı egemenlik, iç işlerine karışmama ve kuvvet kullanma yasağı ilkeleri üzerine inşa edilmiştir.

II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler Şartı bu mimariyi kurumsallaştırmış, devletlerin birbirlerinin siyasal liderliklerini zor yoluyla hedef almalarını hukuken yasaklamıştır.

Buna rağmen, görevdeki bir devlet başkanının askerî bir operasyonla ele geçirilip başka bir devletin yargı alanına taşınabildiği bir dünya tasavvurunun fiilen gerçekleşmesi, bu mimarinin çöktüğünü ve uluslararası hukukun “hegemonik tolerans” sınırları içine hapsedildiğini gösteren tarihsel bir kırılmaya karşılık gelir.

Böyle bir kırılma, egemenliğin artık mutlak ve koşulsuz bir statü olmaktan çıkıp güç hiyerarşisi içinde şartlı olarak tanınan bir ayrıcalığa dönüştüğünü ima eder.

Bu dönüşümün hukuki sonuçları, devletler hukukunun en temel direklerini hedef alır.

Görevdeki devlet başkanlarının kişisel dokunulmazlığı (immunity ratione personae), bireysel bir imtiyaz değil, temsil edilen devlet egemenliğinin koruyucu kalkanıdır.

Uluslararası Adalet Divanı içtihadı ve yerleşik teamül, bu dokunulmazlığın üçüncü devletlerin ceza yargı yetkisine karşı mutlak nitelikte olduğunu kabul eder.

Evrensel yargı yetkisi ilkesi, jus cogens kapsamındaki ağır suçlar bakımından sınırlı bir kovuşturma alanı tanır; ancak bu alan, görevdeki devlet başkanlarının kişisel dokunulmazlığını ortadan kaldırmaz ve kurumsal çok taraflı mekanizmalar (özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi) üzerinden işletilmek üzere tasarlanmıştır.

Buna rağmen tek taraflı askerî yakalama ve yargılama girişimlerinin normalleşmesi, evrensel adalet üretmek yerine hegemonik ceza........

© Haber7