menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukları Suçtan Korumak: Anadolu’dan Yükselen Çağrı

11 0
09.05.2026

Türkiye’nin gündemini yalnızca merkezden değil, yerelden genele uzanan toplumsal işaretler üzerinden okumak gerekir. Çünkü politika yapıcılara gerçek anlamda ışık tutacak olan çalışmalar Anadolu’nun sahici tecrübesinden doğar. Geçtiğimiz günlerde Sivas Kemal İbni Hümam Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı tarafından anlamlı ve önemli bir program gerçekleştirildi. Maraş’ta okulda yaşanan şiddetin öncesinde planlanması da önemliydi. Toplumun kanayan yaralarından birine dikkat çekmesi bakımından son derece kıymetliydi.

Adına 1990 yılında dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu tarafından vakıf kurulan Kemaleddin İbn-i Hümam (1388-1457), Sivas asıllı bir ailenin çocuğudur. Hanefi-Maturidi geleneğine mensup önde gelen fıkıh, kelâm ve usul âlimidir. Özellikle Fethu'l-Kadîr adlı eseriyle Fıkıh usulünde “müçtehid” olarak kabul edilen, çok yönlü bir ilim insanı olup, fıkıh, hadis ve mantık gibi dallarda uzmanlaşmıştır.

Vakıf, toplumun her kesimine yönelik çok yönlü faaliyetleri yapmaktadır. Bu faaliyetleri kapsamında toplumsal farkındalığı sağlamak için sempozyum, konferans ve panel organizasyonları gerçekleştirmesinin yanı sıra özellikle mahallelerde çocuk ve gençlere ulaşmaya çalışan; onları madde bağımlılığı, şiddet, akran zorbalığı vb. davranışlardan uzak tutmayı, spor yapmaya yönlendirmeyi, kitap okumayı teşvik etmeyi, millî ve manevi değerleri aktarmayı sağlayacak kurslar ve eğitim programları düzenlemekte. Hatta geçenlerde, bu kültür siteleri spor salonlarından yetişen Yusuf Selman Özdemir, Minikler Türkiye Şampiyonası’nda Türkiye birincisi oldu. Kendisini tebrik ederim.

Panel ve Çalıştay olarak gerçekleştirilen organizasyonun Panel bölümünde konunun uzmanı olarak TC. Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu üyeleri ve akademisyenler katıldı. Konuşmacılar Aile Dinamikleri Bağlamında Çocuk Suçluluğu başlığı altında yaptıkları değerlendirmelerinde, günümüzde ailenin modernite kaynaklı bir dizi tehlikeli etkilere maruz kaldığının ve temel fonksiyonlarının zayıfladığını bu sebeple çocukların aidiyet ve bağlılık duygularının aile dışı alanlara kaydığını,  suç ortamlarına sürüklendiklerine vurguladılar.

Organizasyonun Çalıştay bölümü Çocuk Suçluluğunda Toplumsal Yapı, Kurumsal Müdahale ve Sivil Toplumun Rolü başlığıyla oluşturulan 8 masada değerlendirildi. Masalarda çocuk suçluluğu toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk, eğitim sistemi ve okul iklimi, adalet sistemi, sosyal hizmetler, akran grupları ve sokak kültürü, medya dinamikleri ve dijitalleşme,  sivil toplum ve kurumlar arası işbirliği temaları bağlamında farklı disiplinlerden katılımcılarca değerlendirildi.

Moderatörlüğünü yaptığım 4. Masanın konu başlığı Sosyal Hizmetler ve Koruyucu ve Önleyici Müdahaleler oluşturuyordu. Masamızda Sosyal Hizmetlerden bir müdür yardımcısı, barodan bir avukat, MEB’den bir PDR öğretmeni, mahalleden bir muhtar, öğrenciler ve esnaflar vardı. Dahası, çocukluğunda hapis yatmış biri, diğeri babasını küçük yaşta kaybetmiş, tek ebeveynle büyümüş, hayatın ağır yüklerini erken yaşta omuzlamak zorunda kalmış insanlar da bu masanın bir parçasıydı. İşte tam da bu yüzden yapılan çalışma, masa başında üretilmiş, hayattan kopuk, havanda su döven bir çaba değil; meselenin tam kalbine dokunan, hedefi doğrudan yakalamaya çalışan sahici ve kıymetli bir çalışmaydı.

Elbette bu tür çalışmalarla bir günde her şeyi değiştirmek mümkün değil. Ancak geleceğin daha kötü olmaması adına, “çorbada bizim de tuzumuz olsun” diyerek çocukların ve gençlerin gidişatından rahatsızlık duyan, bunu kendine dert edinen insanların, sosyal sorumluluk bilinciyle ortaya koyduğu bu çabaların son derece önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu çalışmalar yalnızca bir farkındalık oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda........

© Haber7