Yargıtay’dan herkesi ilgilendiren çok güncel bir karar-borçlu borcunu zamanında ödemez ise alacaklıya enflasyon farkını da ödeyecek- |
31.12.2025 tarihli yazımızda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından verilmiş bir kararın gerekçesini değerlendirmiş ve Adalet Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın bu kararın gerekçesini iyi analiz edip Tüketici Hakem Heyetlerinin kaldırılması için bir yasa taslağı hazırlamalarını talep etmiştik. (https://m.haber7.com/yazarlar/prof-dr-rauf-karasu/3592327-tuketici-hakem-heyetleri-kapatilarak-yerine-tuketici-tahkim-komisyonu-kurulmalidir)
Bu defa Anayasa Mahkemesinin güncel munzam zarar kararından sonra doktrinde yeniden ve yoğun bir şekilde tartışılan munzam zarar konusunda Yrg 6. Hukuk Dairesi çok yerinde ve alkışlanacak bir kararını değerlendireceğiz. (6. HD., E. 2025/544 K. 2025/3055 T. 23.9.2025) Kanaatimizce bu kararın hem ilk derece hem de istinaf mahkemeleri tarafından emsal alınması gerekir. Ayrıca Yargıtay’ın diğer Dairelerinin benzer yönde kararlar vermesi gerekir. Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın herkesin ayrı ayrı dava açma zorunluluğunu ortadan kaldıracak bir yasal düzenleme için bir çalışma başlatması gerektiğini düşünüyoruz.
Munzam zarar (aşkın zarar), sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan bir zarardır.
Yargıtay’ın eski içtihatlarında, munzam zararın tazmini için alacaklının temerrüt faizini aşan bir zararını somut olarak ispat etmesi aranıyordu. Örneğin alacaklı alacağını zamanında alamadığı için yüksek faizle kredi aldığını ispat ederse yüksek faizden kaynaklanan zararını tazmin etme hakkı kabul ediliyordu. Buna karşılık paranın değerinin yüksek enflasyon, döviz kuralarının hızlı artışı gibi nedeler düşmesi aşkın zararın ispatı için yeterli görülmüyordu. Yargıtay 6. HD. yeni tarihli bu kararında soyut ispatı yeterli gördü.
Emsal teşkil edecek bu kararın alınma sürecini ve gerekçesini aşağıdaki şekilde özetmeye çalıştık:
Dava Konusu
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan katma değer vergisinin zamanında ödenmemesi, borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle uğranılan aşkın zarar (munzam zarar) alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacının Talebi
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı yüklenici ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede açıkça kararlaştırıldığı halde davalının katma değer vergisini ödemekte muaraza çıkarması üzerine müvekkilinin 15.02.2013 tarihinde davalı adına ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilince ödenen 1.009.358,93 TL ile ferilerinin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine haksız itirazın iptali amacıyla açılan davanın dokuz yıl sonra müvekkili lehine sonuçlandığını, işleyen faiz ile birlikte 2.372.607,22 TL’nin tahsil edilebildiğini, bu itibarla müvekkili davacının 15.02.2013 günü yaptığı ödemeye ilişkin olarak 19.01.2022 tarihinde faiz tutarını aşan munzam zararının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL’nin 19.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek reeskont faizi........