Publish or perish - yayınla ya da yok ol

Akademik dünyaya aşina olanların sık duyduğu bir ifade. Artık ticarileşmiş indeksler kapsamında, hızlı ve sürekli yayın üretme baskısı anlamında. Neden? Çünkü üniversitelerin atama ve yükseltme ölçütleri, bir araştırmanın değerini, dergilerin etki faktörleriyle ilişkilendiriyor. Bu da haliyle akademisyenler üzerinde artarak devam eden bir baskıya yol açıyor. Buna bir de dünya üniversite sıralamalarına ilişkin derecelendirme yarışlarını ekleyin: Bilim dünyasının Elsevier ve Clarivate’in esiri olduğu noktasına geliyorsunuz. Etki faktörü yüksek dergilerde yayın yapmak maalesef Batı dışındaki üniversiteler için de bilimsellik iddialarının yegâne ölçütü olarak kodlandı.

Gelinen noktada Charles Goodhart’ın “Bir ölçüt, hedef haline geldiğinde, iyi bir ölçüt olmaktan çıkar" ifadesi, akademi için kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüştü. Bilimsel üretim, neredeyse nitelikten ziyade makale sayısı, atıflar, h-indeksi gibi ölçülebilir performans çıktılarına odaklı devasa bir endüstrinin ağlarına hapsoldu. Elsevier (Scopus), Clarivate (Web of Science) gibi şirketler bu endüstrinin astronomik kârlar elde eden öncüleri niteliğinde.

Devletlerin, fon sağlayan kuruluşların gerekli ortam, ekipman ve personel giderlerini karşıladığı; akademisyenlerin ciddi emeklerle makale yazıp hakemlik süreçleriyle geniş zamanlar harcadığı ve bunu bir akademik görev olarak içselleştirdiği bir ortamda söz konusu yayıncılar, üretimi ambalajlayıp fahiş fiyatlarla yine üniversitelere satan tekeller olarak sistemin belkemiği haline geldiler.

- Her fırsatta ortaya konan nitelik ve bilimsellik iddialarına rağmen atıf ve yayın çeteleriyle etki faktörleri........

© Haber7