menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadını kim sömürüyor?

12 10
30.01.2026

Bu tartışma her açıldığında parmaklar aynı yere uzanıyor: İnanç, gelenek kültür... Kolay hedefler. Hazır suçlular. Aslında bir şeyleri gözden kaçırmak için hedef haline getiriliyorlar. Kadını özgürleştirme vaadiyle onu baştan ayağa pazarlanabilir bir beden olarak kodlayan bataklık endüstrisini.

Bugün medya, reklam, halkla ilişkiler, moda, estetik, kozmetik ve eğlence sektörlerinin ortak bir dili var: Kadın bedeni. Bu dil, ne masum ne de tesadüfi. Dondurma reklamından motor yağı reklamına kadar. Ürün değişiyor, ambalaj değişiyor ama kadın bedeni hep aynı yerde duruyor: Satışın anahtarı olarak.

Eğer bugün kadın bedeni ve cinselliği bir anda reklamdan, medyadan, modadan çekilse; bu sektörlerin hangisi ayakta kalabilir? Pornografi endüstrisinden hiç bahsetmeyelim. Gerçi ana akım medya ve reklam dünyası da ondan çok farklı değil; sadece daha şık ambalajlarla aynı şeyi yapıyorlar.

Batı düşüncesinin beşiği sayılan dönemlerde, aşağı, eksik, aklen yetersiz ve ikincil bir varlık olarak görülen kadın, Batı düşüncesinin olgunluk çağında yani kapitalist düzende bir insandan çok dikkat çekme aparatına evrilmiştir. Zekâsı, emeği, üretimi, fikri pek önemsenmez. Örneğin reklam metninde sadece bedeni devreye sokulur. Etkiyi arttırmak için her türlü çekim açısı kullanılır. Reyting düşüyorsa, entrika, şiddet ve cinsellik dolu bir sahne daha eklenir. Hikâye tamamlandığında kadının payına düşen sadece dekoratif bir nesne olmaktır.

Sinema ve televizyon bu sömürünün vitrinidir. Kadın karakterler genelde ya arzunun nesnesi ya da erkek hikâyesinin süsüdür. Güçlü kadın anlatıları bile çoğu zaman estetik filtrelerden, erotize edilmiş kadrajlardan geçmeden izleyiciye sunulmaz. Kadın........

© Haber7