Adil ve güvenli bir dünyanın son şansı
Türkiye silah üretmiyor, umut üretiyor. Türk savunma sanayii, romantik bir teknoloji başarısı değil. Küresel adalet için son gerçekçi seçenek. Büyük laflar olarak görmeyin. Örnekler ortada ve sahadan konuşuyor.
Adil ve güvenli bir dünya, Batı'nın üstünlüğü ele geçirmesinden itibaren 'iyi niyet' meselesi olmaktan çıktı. Güç dengeleriyle, caydırıcılıkla ve kimin yanında durduğunuzla ilintilendi. Sömürü düzeninin sürdürülebilirliği için dikkatlerin sistematik biçimde silah endüstrisine yönlendirilmesi gerekiyordu.
Emperyalist devletler artık demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramların arkasına saklanma zahmetine girmiyor. O vitrin süsleri depoya kaldırıldı. Yerine daha kestirme, daha 'verimli' bir yol bulundu: Mafyavari yöntemler. Tehdit, ambargo, vekâlet savaşları, darbeler, iç karışıklıklar, işgal derken 'liderini eşiyle birlikte kaçırarak bir ülkeye el koyma' ile tanıştık.
Bu ortamda Türkiye’nin savunma sanayii hamleleri, yalnızca kendi güvenliğini sağlama çabası olarak görülemez. Yalnız bırakılan coğrafyalar, yumuşak lokma haline getirilmeye çalışılan ülkeler için de bir denge unsuru niteliğinde ele alınmalıdır. Azerbaycan, Suriye, Libya, Sudan, Somali, Pakistan yine Balkan coğrafyası, Batı’nın kaosu yönet, çözümü ertele ya da yeni sorunlar yarat refleksiyle boğuşurken Türkiye'nin 'güçlü olan haklıdır' denklemine, karşı müdahalesiyle tanıştı. Sahaya inen........
