Türkiye’deki İslam düşmanlığı başka bir yerde yok: Mihalgazi Belediye Başkanı’nın tesettüründen “Hafız Bakan”a
Mihalgazi Belediye Başkanı hanımefendinin tesettürüne yönelik “karanlık” sözler ve yeni İçişleri Bakanımızın “hafız” olması üzerinden belli bir kesimin “hazımsızlığı”, ister istemez Türkiye’deki gavurların varlığını düşünmeye sevk ediyor insanı.
“Gavurluk” derken de “İslam düşmanlığı”nı kastediyorum. Zira Türkiye’deki İslam düşmanlığı, dünyanın başka bir yerinde yok.
Menderes’e düşmanlık “ezandan” dolayı idi.
“Menderes şöyle yaptı”, “Menderes böyle etti”… Geçelim hepsini.
Hayatında bir kere dahi camiye girmek nasip olmayan Menderes’in ipi, “ezanı aslına çevirdiği” için çekildi.
Yani kendi yaşantısında İslam’ın karşılığı neredeyse olmayan Menderes, İslam’ın en önemli nişanelerinden biri olan ezan için yaptığından dolayı “İslam kahramanı” kabul edildi ve İslam düşmanlarının kurbanı oldu!
Erbakan’a düşmanlık da “takunya”sından dolayı idi.
Siyasi kimliğinden önce, akademik kariyerinde başarılı biriydi. O dönem Türkiye’nin en genç profesörlerindendi. Türkiye’de ağır sanayi vizyonunun teknik altyapısını ilim adamı olarak geliştirdi.
1970’lerdeki koalisyon ortaklığı döneminde “Ağır Sanayi Hamlesi” ile Türkiye’nin kendi sanayi altyapısını kurmayı hedefledi. Çimento, motor, makine ve savunma sanayii alanlarında çok sayıda fabrikanın temelini attı.
Refah Partili yıllardaki başbakanlığı döneminde kamu kaynaklarını tek merkezde toplayan “havuz sistemi”ni uyguladı; ekonomide başarılı oldu. Memur ve işçi maaşlarında görülmemiş şekilde ciddi artışlar yaptı.
Akademik başarısı ve siyasi alandaki tüm olumlu katkılarına rağmen, Erbakan “takunyalıydı”; dindar Müslüman kimliği öne çıkan bir profil olarak her daim İslam düşmanlarının hedefi oldu.
Ona,........
