İmam-Hatip’te O Kitapların Ne İşi Var: Sosyal Medya Çağında İbn Haldun’u Yeniden Düşünmek

Trabzon’da yıllar önce masum bir insana ağır bir iftira atılır. Olay büyür, dedikodu şehirde yayılır. Meseleyi yakından bilen bir âlim, halka dönüp sorar:

“Bu adam hakkında niçin böyle konuşuyorsunuz?”

Cehalet kuyusundan gelen cevap:

Bunun üzerine âlimin verdiği cevap adeta bir tokat gibidir:

“Battınız, battınız!”

Çünkü bazen çöküş savaşlarla değil, sorgulanmadan dolaşıma sokulan sözlerle ve iftiralarla yani fitnelerle olabiliyor.

Bugün bilgiye ulaşmak, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay; saniyeler içinde haber veya bilgi önümüzde olabiliyor.

Fakat doğru bilgiye ulaşmak da bir o kadar zor. Çünkü çağımızın en büyük problemlerinden biri hakikati boğmaya çalışıyor: Doğrulanmamış haberin/bilginin (muhtemelen yalanın) hızla yayılması.

Tam da burada İbn Haldun, asırlar öncesinden yardımımıza koşuyor.

İbn Haldun’un Mukaddime’sinde ortaya koyduğu yaklaşım, bugünün bilgi kirliliğini (dezenformasyon) anlamak için gayet güncel.

İbn Haldun’a göre bir haber/bilgi, sadece “anlatıldığı” için doğru kabul edilemez. Her bilgi önce ciddi bir muhasebeden geçmeli, aksi halde ortaya çıkan şey hakikat değil, vehimdir.

İlk ölçü şudur: Haber akla, hayatın gerçekliğine ve tabiatın düzenine uygun mu?

İbn Haldun özellikle tarih anlatılarındaki abartılara dikkat çeker. Mesela kimi rivayetlerde “yüz binlerce” askerle yapılan savaşlardan, “insan üstü” olaylardan söz edilir.

Oysa insan zihni geçmişi büyütmeye, süslemeye ve etkileyici hale getirmeye meyillidir.

Hal böyle olunca, bir şeyi çok kişinin........

© Haber7