Terörsüz Türkiye… Terörsüz Suriye… İsrail’siz Dünya… |
Son aylarda bölgemizde yaşananlar, artık tekil krizler değil, birbirine eklemlenmiş bir düzen arayışının sancılarıdır. Haritalar değişmiyor belki ama anlamları hızla aşınıyor. “Terörle mücadele”, “müttefiklik”, “güvenlik” gibi kavramlar yerinde duruyor, içleri ise her aktör tarafından yeniden dolduruluyor. Bu yaşananlar artık “kriz” değil; ısrarla sürdürülen bir düzenbazlık!
Kimsenin çözmek istemediği sorunlar, çözülüyormuş gibi gösterilerek yönetiliyor. Terör bunun en kullanışlı aparatı; İsrail ise bu aparatların merkezindeki dokunulmaz özne.
Türkiye’nin “terörsüzlük” iddiası ve gayreti bu yüzden bazı merkezler için rahatsız edici çünkü yalnızca sahadaki örgütlerle değil, onları meşrulaştıran senaryolarla da kavga ediyor.
Suriye’nin kuzeyindeki kırılma Türkiye’nin tüm sahalardaki başarılı diplomatik çabaları ve sabırlı siyaset denklemi sayesinde artık görünür hale geldi. Şam büyük bir kararlılıkla ilerliyor. YPG/SDG, kontrol ettiği alanlardan çekiliyor. ABD ise eski “yerel ortak” masalını sessizce rafa kaldırıyor. Bu gelişmeler -sadece- bir askeri tablo değişiminden ibaret değil, YPG senaryosunun sonuna yaklaşılmasıdır. Çünkü YPG’nin gücü hiçbir zaman elindeki silah değildi.
Gücü, arkasına yerleştirilen etiketten geliyordu: DAEŞ’le mücadele…
Bu sayede üç şey aynı anda mümkün oldu:
1. Türkiye’nin sınır güvenliği baskı altında tutuldu.
2. Suriye’nin üniter yapısı bilinçli biçimde ertelendi.
3. Bölge, “istikrarsız ama kontrol edilebilir” hâlde tutuldu.
Artık bu tablonun bir geçerliliği kalmadı.
***
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Tom Barrack’ın “YPG ile işimiz bitti” mealindeki açıklaması itiraf değil, bir yük devridir. Yani Washington, YPG’yi artık savunulabilir bir ortak olarak görmüyor: Maliyeti arttı, Türkiye ile krizi derinleştirdi, sahada işlevi azaldı. Bu masum bir........