Mustafa Çelik’in görkemli dönüşü: “Niyaz Duruşu” |
Düşgören bulutların şairi Mustafa Çelik’in şiiri bir süredir uykuda idi. Oysa “Adın Kaldı Bir” (Akabe Yayınları, 1986) ile müthiş bir çıkış yakalamış, araya dünya telâşesi girmiş, şiir sanki biraz geri çekilmişti. Biz arkadaşları ve okurları böyle sanıyorduk. Hatta “Benim Kayıp Şairlerim” (Çıra Yayınları, 2025) adlı kitabımda şiire -yeniden- çağırdığım şairler arasına Mustafa Çelik’i de dâhil etmiştim. Kitabı bizzat götürdüğümde bana “Sana sürprizlerim var!” demişti ama doğrusu böylesine görkemli bir dönüş yapacağını tahmin etmemiştim; yanılmışım.
“Elleri şakaklarında/ Düşgören bulutlar”ın şairi Mustafa Çelik ‘sıkı’ bir kitapla, hem de tematik/metafizik titreşimleri olan bir kitapla, “Niyaz Duruşu” (Ketebe Yayınları, 2025) ile selamladı şiir kamusunu…
Benim kadar, onun şiirini takip eden okurlarının da heyecanlandığına inanıyorum.
***
Çünkü “her yöreden bu sefil/ bu sel gibi ayrılık/ yağmur kaldığı yerden yağmaya başlar/ vurur deniz kıyıya kendini parçalar/ bölük bölük saçlarımın üstünden/ gelir geçer bütün kuşlar/ martılar/ o deniz fenerleri/ ne elimden tutar/ ne yalnız bırakırlar beni” diyen, diyebilen bir şairden şiirin çekilmesi mümkün değildir. İşte “Niyaz Duruşu” böylesine güçlü bir dönüş kitabı oldu.
Kitaptaki şiirleri tek tek sıralamayacağım. Merak eden alıp okur; okumalıdır da… Ben bu yazıda kitaba ilişkin birkaç tespiti sunmak istiyorum:
“Niyaz Duruşu”, hem poetik bir olgunlaşmayı hem de bilinçli bir iç daralmayı/arınmayı temsil etmesi bakımından önemli. Aradan geçen 40 yılın tesadüf olmadığını gösteriyor. Kitap, “aceleyle söylenmiş sözler”den çok, bekletilmiş bir niyazın diliyle konuşuyor.
Kitabın merkez teması Hac, fakat bir “gezi/ritüel anlatısı” olarak değil; benliğin çözülmesi, yüklerin dökülmesi ve “kul olma”nın dili olarak tebarüz ediyor.
Şair diğer şiirlerinde olduğu gibi bu........