Menderes’i asanlarla omuz omuza bir siyasetçinin portresi…
Hüsamettin Cindoruk bir süre önce vefat etti malumunuz…
Arkasından iyi sözler söyleyenler de oldu, eleştirenler de…
Hesap defteri kapanmış birisini sırf sahip olduğu olumsuzluklar nedeniyle gündemime almak gibi bir niyetim yok lakin bahse konu kişinin Türk siyasi hayatında çok özel bir konuma sahip olması, hakkında böyle bir değerlendirme yapılmasını lüzumlu kılıyor bence…
Hüsamettin Cindoruk konulu yazıyı bu kabulden hareketle kaleme aldım.
Böylelikle hem tarihe not düşmüş hem de hakkında hiçbir şey bilmeyen genç insanların bu spesifik şahsı bir ölçüde de olsa tanımalarına imkân sağlamış olacağım…
Günahı sevabı kendisinin olsun, biz o hususlara girmeden siyasetin bir duruş olduğu gerçeğinden hareketle, Cindoruk’un uzun süren ömründe tamamen kendisinden sadır olan fiilleri ve sözleri örnek vererek nasıl bir duruş sergilediğini göstermeye gayret edeceğiz.
Mevzuya, tamamen uydurma bir sözü uzun yıllar hiç itiraz etmeden sanki gerçekmiş gibi sahiplendiği hakikati ile başlayalım dilerseniz…
Yıllar yılı, katiyen söz konusu olmadığı halde ‘Menderes’in avukatı’ diye takdim edildi ve bu aslı astarı olmayan söylentilere sesini çıkarmayıp bunun getirisiyle ikbalini parlatıp durdu…
Adnan Menderes’in merhum oğlu Aydın Menderes; “babamın avukatı değildi” deyince de hiçbir şey olmamış gibi sessizliğe kaldığı yerden devam etti…
Cindoruk, kelimenin tam manasıyla İslâmî değerlere düşman idi.
Bu anlamda gerçek kimliğini saklamayan ender kişiliklerden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz… CHP’lilerle aynı düşünce soyundan geldiği halde her ne hikmetse ‘sağcı’ görünen partilerde yer aldı. Bu görüntü, vurduğu darbeleri daha güçlü kıldı aslında.
Hiç değişmeyen bir duruşu daha vardı… 9cu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in adeta tetikçiliğini yapmak… Demirel, dindar kesimi ürkütmemek için yapmak isteyip de yapamadığı ne varsa hepsini Hüsamettin Cindoruk’a yaptırdı….
Böylelikle ne şiş yandı ne de kebap…
Siyasi hayatını Demirel’e endekslemiş birisi için hem risksiz bir alandı bu hem de inandığı şeyleri tatbik için sağlanan bir imkândı…
Dilerseniz şimdi bu iki konumuyla alakalı kendinden sadır olan örneklere geçelim. 2010 yılında o zaman başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan Süleymaniye Camii’nde namaz kılınca şunları söylemişti Cindoruk…
“Dün sabah Süleymaniye Camii’ne........
