İsrail’in ipiyle kuyuya inen Kandil’in hesabı sahada bozuldu! |
Bir halk düşünün ki, Suriye’yi zulme ve kana boğan zalimlerin döneminde hiçbir vatandaşlık hakkına sahip olmasın…
Bırakın vatandaşlığı, insan bile sayılmayıp kimlik verilmesin…
İşte, on yıllar süren bu zulmün, bir milyondan fazla insanı katleden Esed zaliminin yıkılmasıyla ortadan kalkması söz konusu olunca Kürtçüler, tuhaf bir biçimde zalimlerle iş tutarak İsrail hesabına pozisyon aldı.
Baştan başlayalım…
Esed, bundan tam 15 yıl önce Suriye halkının insan hak ve özgürlükleri taleplerine kendi halkına karşı bir savaş başlatarak cevap verdi.
İsrail’le danışıklı bir döğüş içerisinde olan Esed, bu savaşa girerken sırtını İran’a yaslıyordu tabii ki…
İşte bu süreçte ülkeye tam bir kaos hâkim oldu.
Bir yanda DAEŞ, bir yanda ÖSO, bir yanda Amerika’nın kara ordusu olduğunu gizlemeyen Suriye PKK’sı YPG ve irili ufaklı bir sürü örgüt, kurtarılmış bölgeler oluşturdular.
Şam merkezli rejim güçleri DAEŞ ve YPG ile gizli bir ittifak kurarken, başta ÖSO olmak üzere diğer İslâmî gruplara yönelik katliam operasyonları tertipledi.
Kendilerine kimlik bile vermeyen Esed’le ittifak yapan YPG, Amerika’nın verdiği desteğe güvenerek astığım astık kestiğim kestik psikolojisine büründü.
Türkiye, yanı başındaki bu “terör devleti” oluşumuna izin veremezdi tabii ki ve nitekim 15 Temmuz darbe girişiminden 1 ay sonra ‘Fırat Kalkanı’ harekatıyla bu menhus çabaya ‘dur’ dedi.
Bu tartışmasız tavrın işaret fişeği ise bu harekattan 14 ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 25 Haziran 2015’te şu sözlerle atılmıştı…
“Tüm dünyaya sesleniyorum:
Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz!”
Obama ile başlayan ve Biden ile devam eden ‘terör devleti’ projesine ve Esed’e destek veren Rusya’ya rağmen Türkiye büyük bir kararlılıkla bu yapıya müsaade etmeyeceğini gösteren ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ ile bölgedeki en etkili belirleyici unsur olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kaos süreci devam ederken güçler........