menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilimselcilik ve akılcılık imanı boğuyor!..

23 11
previous day

İslâm dünyası, yaklaşık iki yüz yıldan beridir, modern yaklaşımlar nedeniyle bir sapmanın pençesinde…

Yenilikçilik (teceddüt değil), modernizm, bilimsellik ve akılcılık söylemlerini iddialarının merkezine koyan bu yaklaşımlar eliyle Müslümanlar, uzun süren bu kaosa mahkûm edilmişlerdir adeta.

Dünyayı iliklerine kadar sömürmek maksadında olan batının, bilimsel ve teknolojik gelişmeler vesilesiyle ürettiği soykırımcı materyalist ideoloji, İslâm âlemini de bu kompleksli kesimler marifetiyle kendisine ram etmeyi bilmiştir doğrusu…

Sonrasında, bilimsel tezler vahyin, yeni icatlar geleneğin, yeni ideolojiler mefkûrenin ve çadır tiyatrosu da bedii sanatların yerini aldı ne yazık ki.

Bidayette, ‘İslâm bilimselliği reddetmez’ mantığıyla başlayan mezkûr dönüşüm sürecinin özneleri, bilimsellik ve akılcılıkla çatışan tüm kadim unsurlarını ve değerlerini, doymak bilmeyen bu canavara kurban vermekte asla tereddüt etmedi.

Yeri geldi vahiy sorgulandı, yeri geldi peygamber (sav)’e (hâşâ ve kella) bir postacı muamelesi yapıldı…

İman eden insanların iki gözünden aziz bu değerlerle çatışmaktan imtina etmeyenler, elbette ki sahabeyi, ulemayı ve geleneksel olan tüm değerleri ceffelkalem silecekti.

Nitekim öyle de oldu.

Sorumlu, yetkin ve donanımlı bir münevverin yapması gereken, kadim olanı keşfetmekti. Oysa bahsi edilen hususiyetlere sahip olmayan yeni tarz aydınlar, bu zorlu yola girmektense kolay ve ucuz olanı tercih ettiler ve ‘va’zı ceditle’ yani modern bir söylemle (tabirimi lütfen mazur görün) arka kapıdan usulca çekip gitmeyi uygun buldular.

Girilen bu ‘yeni’ yol, yol değildi. Zira ‘sabite’ diye nitelendirdiğimiz imanî........

© Haber7