Şehir ruhu, kardeşlik ve şiir |
Şehir, bilimin, felsefenin ve sanatın, kısaca kültürün ve medeniyetin oluştuğu yerdir; göçebelikten kurtulmanın, toprağa bağlanmanın ileri aşamasıdır.
Şehir, birliğin, düzenin ve ortak bilincin kazanıldığı yerdir.
Şehir, dini, tarihiyle, eğitimiyle, kütüphaneleriyle, güvenliğiyle, adalet sistemiyle, bir düzeni, ahlak ve hukuku ifade eder; tabii ki, incelmiş davranış birimlerini, edebi, geleneği göreneği de.
Gün görmüş, kişilik ve kimlik sahibi insanlar, kadim dünyadaki şehirlerde hemen belli olurdu.
PEGAMBER, MEDENİYET VE MİLLET
Bir şehirli olmak, güvenli ilişki, kişilik ve kimlik sahibi olmak demektir. Şehir, insanın aidiyet, bağlanma ve mensubiyet ihtiyaçlarını karşılar her şeyden önce.
Şehri oluşturan tarih, dil, din ve gelenek gibi unsurlar, kültürü ve medeniyeti de oluşturan unsurlardır.
Medeniyet ve millet, peygamberler tarafından vahye, akla ve tarihi tecrübeye dayalı olarak kurulur.
‘Medeniyet’, şehri kurarken, bir kitleyi, bir halkı, tam anlamıyla ‘millet’ yapar. Millet, medeniyet sayesinde teşkilatlanıp ‘devlet’ olur.
Şehir ve şiir ilişkisini incelemek, temelde şiir ve mekân, şiir ve kültür ilişkisini incelemektir; şiirin oluşumunda şehrin, şehrin oluşumunda şiirin etkisini incelemektir.
Ama bütün bunlar, şiirin taşrada, köyde, kırsal kesimde olmayacağı anlamına gelmez. Şiir, şair neredeyse........