Medeniyet mimarı sanatçılar

Zaman zaman sohbetlerimde aydınların, sanatçıların, yazar ve şairlerin medeniyetlerin inşasındaki rolü’nü anlatıyorum. Toplumlar, rolünü kavrayamaz hale gelince alim, aydın ve sanatçı yetiştirmede zorlanırlar. 

Medeniyetler, kültürel birikimden doğar. Din, düşünce, bilim, teknoloji, ahlak, hukuk, sanat ve edebiyat alanlarında yüz yılların birikimi, medeniyetin özünü teşkil eder. Bilgi ve düşünceyle uğraşan aydınlar, yazarlar ve sanatçılar medeniyetin mimarlarıdır. Onlar topluma sürekli ortak hedefi hatırlatırlar; birlik ve düzenin güvencesidir.

Hakikate sadık ve olgun insandır sanatçılar. Dünyaya yüksek bilinç düzeyinden bakan sanatçıların ruh ikliminden sızan huzmeler de medeniyetin ışığı olur. Sanatçılar kişisel bakış açısıyla değil, samimiyetle, hikmetle bakarlar problemlere; eserleriyle problemlerin kavranmasına, tanımlanmasına ve çözümüne katkıda bulunurlar.

Nerede bir daralma, bir sıkıntı varsa, orayı sanatçıların da desteğiyle yaşanabilir bir yere dönüştürmek mümkün olmaktadır. Medeniyet, yaşanabilir alan demektir.

Ülkeleri liderler kurar, yönetir. Oralarda yeni bir dünya kurmak alimlere ve sanatçılara kalır.

Mehmet Akif Ersoy, Safahat’ın girişinde şöyle der:

"Bana sor sevgili kâri’, sana ben söyleyeyim, Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım: Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım. Şi’r için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım! Ağlarım, ağlatamam; hissederim,........

© Haber7