Enerji kaynakları, dünya sistemi ve orta doğu

Kapitalist dünya sistemi, mekanizmalarını işletirken büyük bir enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde dünya toplam enerji üretiminin yüzde 87’lik payı fosil yakıtlar, yüzde 6’sı yenilenebilir kaynaklar, yüzde 7’si ise nükleer enerji yoluyla karşılanmaktadır. Dolayısıla devletler oununu anlamada enerji politikaları anahtar role sahiptir.

Dünya elektrik enerjisi üretiminin yaklaşık yüzde 64.5’ini fosil kaynaklar (yüzde 38.7 kömür, yüzde 18.3 doğal gaz, yüzde 7.5 petrol) gerçekleştirmektedir (Şener Üşümezsoy, Petrol Şoku ve Yeni Ortadoğu Haritası).

Dünya petrol rezervlerinin % 67 ve doğal gaz rezervlerinin 4 ve 5'ini kapsayan Arap-İran Körfezi çevresi ve Rusya-Hazar Denizi çevresi petrol ve doğalgaz yataklarının jeolojik yapısı ve sınırları, coğrafik dağımı, bu dağılımda yaşayan halklar, bu coğrafik sahaları kapsayan devletler, yönetim biçimleri, etnik halk guruplarının ilişkileri ve çelişkileri, bu devletlerin petrol ve doğal gaz sahaları üzerindeki egemen oluş biçimleri ve imtiyazlarının hukuksal biçimi, dünya petrol şirketleri ile üretim ve dağıtım sözleşmeleri verisel tabanda elimizde olduğunda savaş arkasındaki gerçekleri daha belirgin görülmektedir.10 (Şener Üşümezsoy, ‘‘Petrol Şoku ve Yeni Ortadoğu Haritası)

Ortadoğu’da petrol ve doğal gaz açısından Arap-İran Körfezi çevresinde bulunan önemli ülkeler Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Bu bölge petrol bakımından dünyanın en zengin bölgesi olup, petrol rezervlerinin g'sini ve doğal, gaz rezervlerinin 4'ü bu bölgede bulunmaktadır.

Bölgedeki tüm petrol zengini Ülkeler OPEC üyesi olup, dünya petrol fiyatlarını belirlenmesinde en etkili güçtürler.

Dünya petrol ve doğal gaz yönünden gittikçe bu bölgeye bağımlı olacak, önemi ve etkinliği çok daha artacaktır. (Şener Üşümezsoy, Yeni Dünya Petrol Düzeni ve Körfez Savaşları)

DÜNYA SİSTEMİ VE ORTA DOĞU

Ortadoğu kavramı mekân anlamında Orta Asya, Kuzey Afrika ve Batı Avrupa gibi doğrudan bir fiziki coğrafi bölgeye işaret etmemektedir. Bu daha çok batılıların kendi mekân ve siyasetlerini merkeze alarak, kendilerinden yola çıkarak oluşturdukları, siyasi ve faydacı olgular içeren, kurgusal bir isimlendirmedir. (Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik-Türkiye’nin Uluslararası Konumu)

Ortadoğu’nun dünya sistemi açısından büyük önemi vardır. Orta doğunun yer aldığı coğrafya, jeopolitik konumu, ekonomik önem taşıması, yeraltı zenginlikleri gibi birçok önemi bulunmaktadır. Bu sebeplerden dolayı her devletin kendi menfaatleri için belirli, kendine özgü stratejileri bulunmakta ve bunları uygulamaktadırlar.

Ortadoğu’ya hâkim olan dünyayı da kontrol etmektedir. Her devlet oraya sahip olmak ekonomik açıdan refaha ulaşmak ister ve hemen hepsinin de çeşitli stratejileri bulunur.

Avrupa ve Güney Asya arasındaki deniz yolu mesafesini büyük ölçüde azaltan Akdeniz ve Kızıldeniz’i arasındaki Süveyş Kanalı, 1869 yılında faaliyete girmesinden itibaren başta Mısır olmak üzere bölgenin jeopolitik önemini arttıran bir diğer etken olmuş ve ‘‘Ortadoğu’yu kontrol etmek dünyayı kontrol etmektir’’ prensibini dünyaya tekrar hatırlatan bir nitelik taşımıştır.

Ayrıca Basra Körfezi’nin devasa petrol üretimini dünyaya açan kapı olan Hürmüz Boğazı........

© Haber7