Netanyahu’nun Son Hamlesi
Yeni bir dünya düzeni kuruluyor.
I. Dünya Savaşı ile birlikte imparatorluklar yıkıldı.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra da yine bir dünya düzeni kuruldu.
Şimdi ise yeni postmodern bir dünya düzeninin doğum sancılarını görüyoruz.
Yeni dünya düzeni savaşla kanla mı kurulacak, yoksa anlaşma ve ticaretle mi kurulacak?
Onu zaman gösterecek.
İngiltere merkezli dünya düzeninin sarsıldığını izliyoruz.
ABD, Trump’ın ağzından İngiltere merkezli dünya düzenini yıkmaya çalışıyor.
Şimdi güncelle dönelim. ABD İran arasındaki gerginliğe…
Şu sorunun bir cevabı var mı?
İran, ABD’nin tüm şartlarını kabul etse, “rejimi de değiştiriyorum” dese, ertesi sabah barış içinde bir dünyaya mı uyanacağız?
O zaman ABD, İran’dan gerçekte ne istiyor?
Bir süredir bu soruyu soruyoruz.
Ama ortada ne yazık ki net bir cevap yok.
Şunun altını çizmemiz lazım: dünya medyası ABD–İsrail odaklı bir algı üzerinden yürüyor.
Haber akışına baktığımız zaman “İran anlaşmayı kabul etmezse ABD mi vuracak, İsrail mi vuracak?” gibi sorular tartışılıyor.
Bu tamamen İsrail’in bizim önümüze koyduğu ve “tartışın” dediği bir konu.
Bu oyuna gelmemek lazım.
En son Trump’ın “ikinci filo İran’a doğru yola çıkabilir” açıklaması, İsrail kaynaklı kanal 12’de yer aldı ve “Amerika vurmazsa gerekirse İsrail de vurur” biçiminde aktarıldı.
Peki şu soruyu da sormanın yeri değil mi?
Şu anda İran’ın ABD tarafından vurulmasını gerektirecek hangi gelişme var?
Elinde füze var deniyor.
O zaman........
