menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BAE son hamlesine ABD’den “aferin!”

5 0
latest

OPEC ve OPEC+ ittifakında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Rusya’nın domine ettiği yapıdan ayrılacağını açıkladı.

İttifaktan ayrılık 1 Mayıs’ta gerçekleşecek.

Bu karar, bölgedeki savaş ve Hürmüz Boğazı ablukasının enerji arzını tarihi seviyede kısıtlayacağı bir döneme denk geldi.

Şimdi OPEC krizini farklı veriler ve farklı çıktılarla değerlendirelim.

Birleşik Arap Emirlikleri, OPEC üyeleri arasında en büyüklerden biri; dünya petrol arzında üçüncü sırada yer alıyor.

OPEC 1960’ta kuruldu,

BAE ise 1967’de katıldı.

Petrol ihraç eden ülkeler petrolü çıkarıp satıyor; peki dünyaya bu petrol arzını kim tedarik ediyor? Batılı firmalar.

Bu firmalar uzun süre petrol fiyatını düşük tutarak, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden aldıkları petrolü dünyaya arz etti.

Bunun üzerine OPEC belli kotalar koydu ve üyelere şu mesajı verdi: “Çok petrol çıkarıp ucuza satmaktansa, daha az çıkar ve daha pahalıya sat.”

Bugün Birleşik Arap Emirlikleri, OPEC üyesi olarak yaklaşık günlük 3,4 milyon varil petrol üretiyor.

OPEC’ten ayrılarak bu üretimi yaklaşık 4,8 milyon varile çıkarmayı hedefliyor.

Bu 1,5 milyon varillik fark, günlük yaklaşık 45–50 milyon dolar anlamına geliyor.

Bu durum en çok Suudi Arabistan’ı etkiliyor.

Petrol gelirlerinde 80–90 milyon dolar civarında bir kayıp söz konusu olabilir.

İkinci etki ise Rusya için bir darbe niteliğinde.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu kararı İsrail’in baskısıyla aldığı iddia ediliyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump karardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bu hamleyle petrol fiyatlarının 60 dolar seviyelerine kadar düşebileceği konuşuluyor.

Ancak burada önemli bir nokta var: Fiyat esnekliği dediğimiz durum, fiyat belirsizliği ve hatta fiyat kaosuna dönüşebilir.

Bu da İsrail’in istediği sonuçlardan biri olabilir.

Petrol fiyatının düşmesi ilk bakışta avantajlı görünebilir.

Daha ucuz yakıt, daha ucuz doğal gaz demektir.

Fakat mesele sadece fiyat düşüşü değil; piyasanın istikrarsızlaşmasıdır.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu hamlesi kısa vadede işine yarayabilir.

+Daha çok petrol satar,

+fiyat belirlemede bağımsız hareket eder.

+Ancak birlik dağılırsa piyasa altüst olur.

Yetkililerin açıkladığı gibi petrol fiyatının 60 dolar seviyesine düşmesi, Suudi Arabistan’ın gelirlerinin yaklaşık %40 azalması anlamına gelir.

Bu durum diğer üretici ülkeleri de etkiler ve bu ülkelerde enflasyonun yükselmesine yol açar.

Rusya açısından bakıldığında:

+Fiyat düşerse zarar eder.

+Fiyat yükselirse, yaptırımlara rağmen bütçesi rahatlar.

Amerika Birleşik Devletleri için durum daha karmaşık.

Devlet yüksek fiyatlardan kazanabilir; ancak tüketici pahalı yakıt öder.

ABD’de insanlar pompada 1 dolar fazla ödediğinde, “Bu yöneticiyi istemem” diyebilir.

Hindistan dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri.

Petrol fiyatlarındaki artış, ülkenin enerji faturasını yükseltir ve ciddi ekonomik sarsıntıya yol açabilir.

Aynı şekilde Japonya ve Güney Kore gibi sürekli ithalatçı ülkeler de doğrudan ekonomik sıkıntı yaşar.

Böyle bir ortamda ne olur?

+Petrol fiyatları oynak olur.

+Ekonomiler darbe alır.

+İnsanlar endişeyle benzin istasyonlarına gider.

Peki böyle bir ortamda savaş çıkma ihtimali nedir? Bence çok yüksek.

Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye’nin ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı ülkelerden biri. Ancak son dönemde İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri eksenine daha fazla yakınlaştığı görülüyor.

BAE Enerji Bakanı bu karar için şunu söylüyor: “Bu tamamen özgür ve egemen bir devlet olarak aldığımız stratejik bir karardır.”

İnsana sorarlar: Stratejik kararın sonuçları ne olacak?

Burası Mezopotamya coğrafyası; ben “Orta Doğu” demeyi çok tercih etmiyorum.

Burada 24 saatte çok şey değişir.

+BAE, son hamlesiyle ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet etmiştir.

+ABD merkezli yeni bir piyasa oluşumunun önünü açmıştır.

+İsrail’in bölgedeki kaosu derinleştirebileceği bir zemin hazırlamıştır.

+Bu hamle, bir “petro-dolar savunma” hamlesidir.

+Rusya ve Çin’e bir mesaj niteliği taşır.

+Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt ve Umman gibi Körfez ülkelerini rahatsız edecektir.

+Bu ülkelerde zaten ABD’ye karşı bir güven kaybı vardı.

Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hindistan ile ilişkilerini geliştirme çabalarına da dikkat çekmek gerekir.

Çin bir üretim üssü olarak düşünüldüğünde, petrol fiyatlarındaki oynaklık; tekstil, teknoloji, gıda ve daha birçok sektörde zincirleme fiyat dalgalanmaları anlamına gelir.

Mevcut durumun krize dönüşmesi, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmayı artırabilir.

Körfez’deki kriz derinleşirse, kartlar yeniden karılabilir.


© Haber7