Kar Çiçekleri’nin Ölümsüzlük Destanı ve Beyaz Vatan

Bundan tam 111 yıl önceydi. Dede Korkut’ların, Oğuz Kağanların ve Alp Er Tunga’ların hikmet parıltılarıyla sırladığı bu topraklarda Kahraman Mehmetlerimiz tarafından emsalsiz bir destan daha yazıldı. Buzla, kanla ve canla yazılan bu kutlu destan, aradan geçen onca yıla rağmen yarınlara daha güçlü adımlarla yürüyebilmek adına ne tür risklerin göze alınması ve ne büyük zorluklara göğüs gerilmesi gerektiğini bizlere apaçık anlatmaya devam ediyor.

Kar çiçeklerinin ölümsüzlük destanıydı bu ve içinde ilelebet payidar olacak, tutkusu asla dinmeyecek ve yıldızı hiç sönmeyecek bir “Beyaz Vatan” ideali barındırıyordu.

Sarıkamış, bu aziz topraklar için ne büyük mücadeleler verildiğinin ve çağa yürüyebilmek adına neler feda edildiğinin en önemli kanıtlarını bünyesinde barındıran bir açık hava müzesi, kutlu bir ziyaretgahtır bilene. Bu yüzden başta Malazgirt, Söğüt, Çanakkale ve Sarıkamış olmak üzere Kütahya’dan Dumlupınar'a, Sakarya’dan Büyük Taarruza kadar Mehmetçiğin mübarek kanıyla yeniden diriliş destanlarının yazıldığı aziz coğrafyaları Türk bayrakları, dualar ve tekbir sesleri eşliğinde ziyaret etmesi her Türk gencine bir performans görevi ya da Ortaokul/Liseyi bitirme tezi olarak verilmelidir.

Güçlü yarınlar istiyorsak, gençlerimizi bu topraklarda mayalanmış büyük ideallerle buluşturup o doğrultuda yetiştirmek zorundayız.

Bu anlamda Gençlik ve Spor Bakanlığımızı kutlamak gerek. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile el ele vererek her yıl olduğu gibi Sarıkamış Harekatı’nın 111. Yıldönümünde de birçok ilden ve yurt dışından genç, yaşlı çok sayıda kişinin yanı sıra şehit ve gazi çocuklarının da yer aldığı büyük bir kafileyle "Türkiye Şehitleriyle Yürüyor" ve “Bu toprakta izin var” mottosuyla Sarıkamış Şehitlerini Anma Yürüyüşü düzenleyerek bu büyük ideali canlı tutmaya devam etti.

Vatan söz konusu olunca Türk’ün yüreği genişler ve her Türk evladının gönlünde bin yılların ötesinde yiğitlik ve kahramanlıkla mayalanmış kutlu mefkure, asırlık uykusundan uyanır.

Seferden söz açılınca cenk meydanından Türk’ün ufkuna yansıyan en belirgin resim, ateş gülleri ve kan çiçekleridir. Vatan, Türk’ün anası olduğu gibi babası ve atasıdır da. Bu yüzden Türk demek, mefkuresine yönelik tehditler ortaya çıkar çıkmaz hiç ardına bakmadan doludizgin bozkırın çiçek bahçelerine yüzükoyun serilendir.

Tarih şahittir ki yeryüzünün pek çok meydanı Türk atlarının nal izleriyle hilallenmiş, nice bozkır Mehmetçiğin şanlı zafer naralarıyla ırgalanmıştır. Şu kadar var ki tabiatın ipe sapa gelmez hırçınlıkları arasında bazı vakitler bizim için tarifsiz acıların vatanı haline gelmiştir. Milletimiz için geriye bakmadan ve kar-kış demeden yollara serilişin en onurlu duruşunu işaret eden Sarıkamış Harekâtı işte tam da bu yüzden belleğimizde her dem canlılığını koruyan hüzün yüklü bir ağıttır.

1.Dünya savaşı yıllarıydı.

Osmanlı İmparatorluğu, topraklarını paylaşmak isteyen küresel güçlerin kendi aralarındaki rekabetten yararlanarak ayakta kalmaya çalışıyor; Fransızların Suriye, İngilizlerin Irak ve Rusların Doğu Anadolu üzerindeki sinsi emelleriyle topraklarında kurmak istedikleri tahakküme ancak bu yolla direnmenin mümkün olduğuna inanıyordu. Ne var ki henüz Balkan harbinin........

© Haber7