Avrupa’dan yükselen o ‘tehlikeli’ sese bir de böyle bakalım

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanlığı koltuğunda epey bir süredir Ursula Von Der Leyen isimli bir Alman siyasetçi oturuyor. 

Komisyon başkanlığı, AB’nin yürütme organını temsil ettiği için, bir anlamda AB’nin başbakanlık koltuğu olarak görülür. 

Von Der Leyen’in geçen hafta Hamburg’da katıldığı bir etkinlikte söylediği “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin” sözleri bu bakımdan ihmal edilebilir, geçiştirilebilir sözler olarak nitelendirilemez. 

Bu açıklamaların ardından Leyan’ın yardımcısına Ankara’dan telefon gitti, sözleri düzeltilmezse buna karşılık verileceği gerekirse tansiyonun yükseltileceği mesajı verildi. 

Bunun üzerine bir geri adım gelse de, Von Der Leyen’in bizzat kendisi bir düzeltme yapmadığı için bu sözlerine bir ‘dil sürçmesi’ gözüyle bakmak da mümkün görünmüyor. 

1-TÜRKİYE’NİN KIBRIS’TAKİ VARLIĞINDAN DUYULAN RAHATSIZLIK…

Von Der Leyen’in bakışı, Türkiye’yi üyelik perspektifinden uzak tutsa da, ‘imtiyazlı ortaklık’ gibi kavramlar üzerinden Avrupa’nın bir şekilde ‘yanında’ tutmayı arzu eden şimdiye kadarki Avrupa duruşundan uzaklaşıldığı, nötr bir alanda tutmanın da ötesinde ‘hasım’ ülke olarak görme eğilimini yansıtıyor. 

Bu bakımdan sadece dikkat çekici değil, aynı zamanda tehlikeli bir ‘yeni’ duruş bu. 

Bir resim duruyor karşımızda. 

Önce bunun parçalarını gösterelim, sonra bütünü zaten kendini belli ediyor. 

Ursula Von Der Leyen’in bu açıklamaları, AB liderlerinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde geçen hafta yaptıkları iki günlük gayrı resmi AB Liderler Zirvesi öncesinde geldi. 

‘Avrupa kıtasını tamamlamaktan’ söz eden ederken bunun karşısındaki tehditlerden biri olarak Türkiye’yi saymanın Türkiye’nin Kıbrıs adasındaki pozisyonuyla ilişkili olduğu sonucu buradan ulaşabiliyoruz. 

Resmin parçalarından biri, Güney Kıbrıs yönetiminin AB Dönen başkanlığını devralması. 

Bu, bu dönemin, Avrupa kıtasından Türkiye’ye dönük........

© Haber7