Ali Laricani yıllar önce Ankara’ya geldiğinde bakın ne demişti

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan Büyük Ortadoğu savaşı, savaşan bütün taraflara zarar vererek, maliyet üreterek ilerliyor. 

En büyük maliyeti şüphesiz İran ödüyor. 

Gururlu bir halk olduğunu bu savaşta gösterdiği refleksle de ispat eden İran halkı, bir taraftan da, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun “Sizi yukarıdan izliyoruz, gerekeni yapın” biçiminde aşağılayıcı/dikte edici, buna mecbursunuz anlamına gelen açıklamalarına maruz kalıyor. 

Tabi bir de şöyle bir durum var:

İsrail doğru, İran hava sahasına hakim durumda ama İsrail uçaklarının pilotlarının havadan aşağı bakarak gördükleri, İran’daki rejime karşı ayaklanan bir halk değil, aksine o uçakların öldürdüğü lider isimlerin cenazesi için toplanan kalabalıklardan ibaret. 

Yukarıdan aşağıya ‘piramit’ şeklinde değil de, daha çok ‘sıra sıra sütunlar’ şeklinde yatay bir sisteme sahip olan mevcut İran rejimi direnmeye devam ediyor ama bu suikastların yıpratıcı etkisinin rejimin hayatiyetini etkilemediğini düşünmek de mümkün değil. 

SUİKASTLE ÖLDÜRÜLEN ALİ LARİCANİ, SİSTEMİN KALBİNDEKİ İSİMLERDEN BİRİYDİ

ABD ve İsrail, 28 Şubat Cumartesi günü Tahran’a yaptıkları ilk saldırıda, Ali Hamaney dışında aynı bölgede bulunan onlarca İranlı yöneticiyi de öldürmüştü. 

Trump ve Netanyahu bu ilk saldırının ardından rejimde hızlı bir çözülme ve eş zamanlı olarak ülke içindeki muhaliflerin devlet kurumlarını işgal ederek fiilen yönetime el koymalarını beklediler, umdular. 

Bu umutlar boşa çıkınca savaş uzadı ve hem İsrail, hem de ABD için de maliyetler artmaya başladı.

Ancak İsrail, İran hava sahasındaki hakimiyetin verdiği avantajla, rejim unsurlarına dönük suikastlarını sürdürüyor. Bu suikastlara kurban........

© Haber7