Siyasete değer katan adam!
Türk siyasetinin unutulmaz isimlerinden Süleyman Arif Emre'yi mezarı başında dualarla andık. Anma programına farklı görüşlerden çok sayıda insan katıldı. Katılan herkes hakkında güzel cümleler kurdu.
Bir kez daha gördük ki mühim olan siyasete girmek değil gönüllere girmek. Bu topraklar nice siyaset adamı gördü. Şimdilerde ne adları anılıyor ne hatıraları yaşatılıyor. Siyaseti rant aracı olarak görenler unutulup giderken dava olarak görenler milletin gönlünde yaşamaya devam ediyor. İşte onlardan birisiydi merhum Arif Emre.
“Önce ahlâk ve mâneviyat” şuuruyla siyasette var olan Emre, her şart altında milletin temel değerlerinin yılmaz savunuculuğunu yaptı. Bulunduğu bütün makamlarda uğurda gayret göstererek inançlı insanımızdan her zaman takdir gördü. Değerini siyasetten alanların aksine siyasete değer kattı.
Türk siyasetinin dönüm noktalarında Süleyman Arif Emre'nin ince dokunuşları vardır. Yakın tarihin en büyük hareketlerinden birisi olarak sayılan Milli Görüş'ün kuruluşunda büyük emeği vardır.
Necmettin Erbakan Odalar Birliği’ndeyken “Davamızın bir karargâhı ve lideri yok, sizi mevcut liderlerden daha liyakatli görüyorum.” diyerek siyasete davet eder.
Erbakan’a teklif götürme fikrini ilk açtığı kişi, yakın dostu olan Osman Yüksel Serdengeçti’dir. Serdengeçti hem ilim hem aksiyon adamı bir isim bulmasından dolayı Arif Emre’yi tebrik eder. Erbakan’ın teklifi kabul etmesiyle ümmeti gözeten yerli bir hareket yürüyüşe başlar. Böylelikle Millî Görüş’ün temeli bir şair tarafından atılmış olur.
“Üzülme sen bakan olacaksın!”
Milletimizin fıtratında bulunan yüksek ahlâk ve faziletin kuvveden fiile çıkarılması, inkişafı ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimaî adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selâmet getirme gayesiyle Millî Nizam Partisi kurulur. Süleyman Arif Emre’nin telkinleriyle Erbakan partinin başına geçer. Bu kuruluştan sonra sistemle büyük savaş başlar. Yıldırma operasyonları, yıpratma kampanyaları, yok saymalar, görmezden gelmeler ve bunun gibi türlü türlü zorlukla mücadele etmek durumunda kalırlar. Millî Görüş partilerinin kaderi hâline gelecek olan “kapatma”yla yok etme operasyonunun ilk kurbanı Millî Nizam Partisi olur.
Abdurrahim Karakoç’un meşhur şiirinden uyarlanan parti marşındaki “Koç burcuna, yay burcuna, bebeklerin avcuna, minarelerin ucuna Millî Nizam mührünü kazıma” ideali hukuksuz kapatmayla yarım kalır. Hoca, üzüntüsünden kalp krizi geçirir ve bir süre İsviçre’de tedavi görür. Üzülen sadece Erbakan değildir. Süleyman Arif Emre başta olmak üzere partinin bütün kurmayları, bu kapatma kararı ile adeta yıkılırlar. Emre’nin derin üzüntüsüne şahit olan ağzı dualı mübarek bir zât, “Üzülme, bu dava yürüyecek sen de bakan olacaksın!” der.
Milli Nizam’ın kapısına kilit vurulmasından dolayı morali bozulan teşkilat mensuplarını toparlamak, saygın kişiliğinden dolayı herkes tarafından çok sevilen ve sayılan Süleyman Arif Emre’ye düşer. İnançlı Anadolu insanının değerlerini siyaset sahnesine taşıma azmiyle çalışırken yollarının kesilmesinden dolayı mahzun olan partililere çıkar ve şu açıklamayı yapar:
“Bir kimsenin abdesti bozulursa gider yeni abdest alır. Biz de gerekirse yeni parti kurarız!”
İşte bu konuşma Millî Nizamcıları yeniden ayağa kaldırır ve Millî Selamet Partisi’nin temellerinin atılmasının fitilini ateşler. Kaderin cilvesi… Ağzı dualı o dervişin söylediği gibi dava yoluna devam........
