Yeni vergi paketi: Değişen dengeler, bize ait gerçekler

Son yazımda da değinmiştim; dünya eski dünya değil!

Siyasi dengelerle birlikte ekonomik dengeler de hızla değişiyor. Küresel ekonominin ağırlık merkezi kayıyor, ülkelerin tercihleri yeniden şekilleniyor. İran’dan Körfez’e, Rusya’dan Avrupa’ya uzanan geniş coğrafyada yaşanan gelişmeler, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte yeni bir denge arayışını gösteriyor.

Bu yeni dönemde sermaye de yön değiştiriyor. Artık yalnızca getiriye odaklanan bir yapı yok. Sermaye, güvenli liman arıyor; güçlü orduyu, siyasi istikrarı ve tutarlı dış politikayı doğrudan bir ekonomik kriter olarak değerlendiriyor.

Türkiye ise bu kırılma hattının tam merkezinde yer alıyor.

Nitekim son dönemde önemli bir gelişmeye şahit oluyoruz. Uzun yıllar boyunca Türkiye’den çıkan sermayenin yeniden yön değiştirmeye başladığını görüyoruz. Bu sadece finansal bir hareket değil; aynı zamanda jeopolitik risklerin ve değişen dengelerin sonucu.

İşte, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeni teşvik ve vergi paketi de tam olarak bu büyük resmin içinde anlam kazanıyor.

KURUMLAR VERGİSİ NEREDEN NEREYE?

Bugün Türkiye’de genel kurumlar vergisi oranı %, finans sektöründe ise 0 seviyesinde.

Peki bu oranlar yüksek mi?

Gelin, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’ya bakalım.

Bir tarafta büyük ekonomiler var. İngiltere ve Fransa’da oran % civarında. Almanya’da ise efektif vergi yükü 0’lara kadar çıkıyor.

Ancak Avrupa Birliği genelinde ortalama kurumlar vergisi oranı 2026 itibarıyla yaklaşık !,6 seviyesinde. Üstelik son yıllarda aşağı yönlü bir eğilim var.

Doğu Avrupa’ya indiğinizde tablo daha da netleşiyor. Macaristan %9, Bulgaristan … Hırvatistan ve Romanya gibi ülkelerde ise oranlar -18 bandında.

Evet… Bu tabloya baktığımızda Türkiye’deki kurumlar vergisi oranının yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Ama bu noktaya bir anda gelinmedi.

2002 yılında AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye ekonomisinde yeni bir dönem başladı. Temel hedef, Türkiye’yi yatırım için cazip ve öngörülebilir bir ülke haline getirmekti.

Bu yaklaşımın en somut adımlarından biri 2006 yılında yürürlüğe giren Kurumlar Vergisi Kanunu ile atıldı. 0 seviyesindeki oran, güçlü bir reform iradesiyle ’ye çekildi. Bu, sıradan bir indirim değildi.

Türkiye o gün hem yerli hem yabancı yatırımcıya açık bir mesaj verdi. Nitekim seviyesi uzun yıllar korunarak yatırım ortamı açısından istikrarın sembolü haline geldi. Ama sonra şartlar değişti.

2016’daki darbe girişimi, artan bütçe baskısı… Ardından 2018 sonrası küresel dalgalanmalar…

Tüm........

© Haber7