We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ABD-İran değil, Arap-Fars savaşı bu..

30 1 0
21.05.2019

“Mekke savaşları” ve “Tanklar Kabe’ye dayanmadan” başlıklı yazılar yazıp, kitap hazırladığım zaman, çoğu insan bunun çok ileri bir yorum ya da endişe olduğunu düşündü.

Irak işgali, Suriye savaşı, Yemen iç savaşı gibi lokal savaş alanlarının dışına taşacak yeni bir fırtına yaklaşıyordu, bunu görüyordum, ama bu boyutta bir felaketi anlatmak oldukça zordu.

Çünkü sessizlik zamanlarında neler döndüğünü anlamak da anlatmak da zordur. Artık ülke düzeyinden bölgeselsavaş düzeyine geçiliyordu ve iyi takip edenler için, bunun güçlü işaretleri ortaya çıkmıştı.

BİZE MEZHEP SAVAŞI OLARAK PAZARLADILAR..

1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana aslında hep aynı proje işliyordu. Her krizde, her işgalde, her çatışmada biz bu büyük hesabın o anki aşamasına tanık oluyorduk.

Yaptığımız hata; bütün bunları birbirinden bağımsız olaylar gibi algılamamızdı. Bu yüzden de bölgemize yönelik yüzyıla yayılan hesapların çok ağır faturalarını ödüyoruz.

Bu savaşlar bize bazen Taliban ve el Kaide gibi terör örgütleri olarak,bazen Kaddafi ve Saddam gibi otoriter lider sorunu olarak, bazen kimyasal silah, bazen başka başlıklarla pazarlandı. En vahimi de bazen mezhep savaşı olarak, Şii-Sünni kavgası olarak pazarlandı.

ONLAR SÖYLEDİ BİZ İNANDIK,OYSA KENDİMİZİ VURUYORDUK

Açık söyleyeyim bunların hepsinde büyük oranda başarılı da oldular. “İslam kendi içinde savaşacak”, “İslam iç savaşı” söylemleri bu amaçla üretildi ve uygulamaya sokuldu.

Sadece mezhepler değil, modern, geleneksel, sufi, batıcı ya da batı karşıtı diğer birçok kategoriler oluşturuldu ve buna göre siyasi, ekonomik projeler uygulandı.

Otuz yıldır bu anlatılanların yüzlerce örneğini yaşadık. Aslında harita da, fotoğraf da netti ama zihinlerimiz öyle bulandırıldı, gözlerimiz öyle kör edildi ki, bütün bu savaşları sadece onların anlatımıyla, söylemiyle algılama durumunda kaldık.

Hesap şuydu: Batı, Müslüman dünyayı tarih dışına itmeyi, bu coğrafyadan yeni bir gücün yükselişini engellemeyi, coğrafyada ikinci bir 20. yüzyıl denetimi ve paylaşımı yapmayı 21. yüzyıla dönük küresel hesaplarının merkezine koymuştu.

İSLAM’I İSLAM’LA SAVAŞTIRMAK. TARİHİ, COĞRAFYAYI, DİNİ VURMAK.

Aslında coğrafyaya........

© Haber7