Türkiye’de Suriyeli karşıtlığı |
AK Parti’nin ilk iktidar döneminde Suriye’deki Esad rejimiyle ilişkiler olumluydu. Bu olumluluk “Arap Baharı” olaylarının bir iç savaşa dönüşmesine kadar sürdü. Bu savaşta Türkiye açık bir şekilde rejim muhaliflerini destekledi. Buna karşılık, ABD SDG’yi, Rusya Esad rejimini destekledi. İran da Hizbullah aracılığıyla doğrudan savaşa müdahil oldu. Böylece yerel çatışmalar büyük güç rekabetinin vekâlet mekanizmalarına dönüşerek savaşın şiddeti arttı.
Bu proxy savaşın yıkımından kaçanlar komşu ülkelere sığındı. Savaşın en yoğun yaşandığı bölgeler Türkiye sınırında olduğu için göçün yönünün Türkiye olması normaldi. Türk yönetimi de bu göçü açık kapı politikasıyla karşıladı. Ancak, göçün normalliği Türkiye’de Suriyelilere yönelik bir karşıtlığın gelişmesini engellemedi.
Savaş yaklaşık 15 yıl sürdü. Bu süre zarfında Türkiye fiilen savaşın içindeydi. YPG’ye karşı sınır güvenliğini sağlamak amacıyla üç, rejim güçlerine karşı da bir büyük askeri operasyon yaptı. ABD ile ilişkileri gerildi. Hem sahada hem de saha dışında defalarca Rusya ve İran ile karşı karşıya geldi. Yüzlerce şehit verdi.
Modern savaşlar sadece cephede yapılmamaktadır. Psikolojik harekât (psyops) çoğu zaman savaşın kendisinden de yoğun geçmektedir. Bu savaşta da taraflar propaganda ve dezenformasyonun her türünü kullandılar. Psyops, kavramsal olarak, (1) bir aktörün (2) planlı ve kasıtlı bilgi üretip (3) bunları iletişim kanalları üzerinden yaymasıdır. Amaç hedef kitleyi belirli bir psikoloji eksenine oturtmaktır. Kanıtlamamız mümkün değil ama Türkiye’deki Suriyeli karşıtlığını besleyen medya ve sosyal medya düzeni psyops mantığıyla büyük ölçüde uyumluydu. Aşağıda bu söylem rejiminin kamuoyundaki yansımaları kısaca işlenmektedir.
PSYOPS KRİTERLERİYLE SURİYELİ KARŞITLIĞI
Psyops söz konusu olduğunda klasik beklenti “arka planda bir merkezi özne var, plan yapıyor ve yürütüyor” şeklindedir. Suriyeli karşıtlığını körükleyen içeriklerin önemli bir kısmı açıkça “siyasal kasıt” taşımaktadır. Suriyelilere vatandaşlık verilerek seçimlerde AK Partiye oy verdirileceği şeklindeki söylemler, başta Zafer Partisi olmak üzere dönemin CHP ve İyi Partilerinin söylem setiyle uyumlu yükselip alçalmaktadır.
İçeriklerin diğer bir kısmı “ekonomik kasıt” taşımaktadır. Sosyal medya esas olarak tıklanma, izlenme, reklam geliri için üretilen Suriyelileri kriminalize edici, abartılı haberlerle doludur.
Son olarak da örgütlü troll ve aktivist ağlar üzerinden sistematik biçimde dolaşıma sokulan dezenformasyon söz konusudur. Suriyelilerle ilgili nefret söylemi ve yanlış bilgiyi inceleyen 2019 tarihli sosyal medya araştırmaları ile Türkiye’nin dijital ekosistemini ele alan 2020 Resilience raporu, bu ağların koordineli biçimde çalıştığını açıkça göstermektedir.
Bu faaliyetlerin tam olarak kim/kimler tarafından örgütlendiğini söylemek mümkün değil ama ortaya çıkan yapı ve teşvik mekanizmalarının (siyasal çıkar, reklam ekonomisi, vb.) bizatihi masum olduğunu söylemek de zordur. Çünkü buradaki kampanya ve pratiklerin net sonucu Suriyeli karşıtlığını pekiştirmektedir.
Psyops’un ikinci belirgin özelliği “sistematiklik ve tekrar”dır. Geçtiğimiz süre zarfında sürekli tekrarlanan dört ana tema vardır:
(1) Devletin kendi vatandaşından çok Suriyelilere yardım etmesi (Türklerin kendi yurdunda mağdur olması)
(2) Suriyelilerin suç ve taciz oranlarını artırması (Suriyelilerin bir güvenlik tehdidi olması)
(3)........