“Konuşulabilecek” isimleri vurarak, savaşı derinleştirme stratejisi neyi amaçlıyor
Amerika ve İsrail’in İran’a çullanmasından az önce İran’da dikkat çektiğimiz bir isim vardı: Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Ali Laricani!
Ali Hamaney’in kadrosunda ama daha rasyonel bir isimdi. İran’da devlet aygıtının kilit noktasında, etkili bir isimdi.
Savaşın hemen başında, “İran’da rejim yeni aktörlerini çıkartır kendini dönüştürür” demiştik. Ve eklemiştik, “Rasyonaliteden ayrılmayan Ali Laricani bu dönemin öne çıkan aktörü olur.”
LARİCANİ, KUDÜS GÜNÜ YÜRÜYÜŞÜNDEN İŞARETLENDİ
Öyle de oldu. İran’da, Hamaney ve üst düzey yöneticilerin ölümünden hemen sonra Laricani, Arakçi ve Pezeşkiyan üçlüsü öne çıktı. Üç ismin en önde olanıysa Ali Laricani’ydi.
Hem kararlı, hem “konuşmaya müsait” profil çizdi.
Savaşın en şiddetli anında Kudüs gününde halkın arasına karıştı. Yürüyüşte boy gösterdi.
Sanırım ne olduysa orada oldu. Komplo teorilerini önemseyen bir gazeteci dostumuz şöyde dedi, “Laricani’nin Kudüs günü yürüyüşünde halkla kucaklaştığı anlardan birinde bir satılmış hain tarafından işaretlendi!”
Yanisi, Kudüs gününde halkıyla birlikte yürüyen Ali........
