Amerika-İsrail ve bölgenin "İran" sınavı |
47 yıl önceye gidelim.
16 Ocak 1979'a...
Tahran Mehrabad Havalimanı’nda bir devrin kapandığına dair en somut görüntü dünya ajanslarına düşmüştü.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ülkesini terk ederken, sadece bir monarşi değil, Washington’ın Ortadoğu’daki en büyük "bekçisi" ve stratejik kalesi de yıkılıyordu.
2026 yılından o güne bakıp bugün neler yaşandığını anlamaya çalışalım.
WASHINGTON'IN STRATEJİK KÖRLÜĞÜ
Pehlevi Hanedanlığı’nın temelleri 1925’te Rıza Şah ile atılmış, ancak modern İran’ın kaderi İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde 1941’de oğlu Muhammed Rıza’nın tahta geçmesiyle mühürlenmişti. 1953 yılında milliyetçi lider Musaddık’ın CIA ve MI6 destekli bir darbeyle devrilmesi, Şah ile Batı arasındaki ilişkinin boyutunu en net haliyle gözler önüne sermişti.
Bu tarihten sonra Şah, gücünü halkından değil, ardındaki Batılı güçlerden alan mutlak bir monarka dönüştü. Petrol gelirleriyle beslenen bu ilişki, İran’ı ABD’nin bölgedeki "sadık bekçisi" ve Sovyet tehdidine karşı aşılmaz duvarı haline getirdi.
Şah, 1960’larda "Beyaz Devrim" adı altında batılı anlamda bir modernleşme hamlesi başlattı. Eğitimden kadın haklarına, sanayileşmeden toprak reformuna kadar pek çok alanda köklü değişimler hedeflendi. Ancak bu reformlar madalyonun sadece bir yüzüydü. Diğer yüzünde ise tarım reformu nedeniyle kentlere göç eden işsiz yığınlar ve artan enflasyon nedeniyle Şah’ın liderliğine duyulan öfke vardı.
Şah, muhalefeti bastırmak için CIA desteğiyle kurduğu korkunç istihbarat servisi SAVAK’ı kullansa da ne SAVAK’ın işkence odaları ne de Persepolis’te düzenlenen şatafatlı kutlamalar, ulema ve halk arasındaki derin bağı koparmaya yetti. Ayetullah Humeyni, sürgünden yükselen sesiyle şah idaresini "gayri İslami" ilan ederken, Washington bu uyarı fişeklerini görmezden gelmeyi tercih ediyordu.
İran’daki devrim süreci, ABD dış politikası ve istihbarat topluluğu için tam bir "stratejik felaket" olarak kayıtlara geçti. Washington’daki karar alıcılar, "Pehlevi Yanılgısı" olarak adlandırılan bir düşünce kalıbına hapsolmuştu.
Bu varsayıma göre Şah, ordusu ve polis gücüyle her........