Tasarruf ve Geçiş Ülkesi Çelişkisi |
Yatırım Danışmanı Mert Başaran, ilginç bir örnek vermiş: 2005 yılında Renault Clio marka otomobil alan bir kişi bu para ile otomobil değil de altın alsaymış bugün 8 milyon lirası olacakmış. Otomobilin bugünkü değeri ise 300 bin lira. Başaran, bunu iktisattaki “fırsat maliyetine” dair bir örnek olarak sunuyor ve “her seçim bir vazgeçiştir” diyor.
Kullanım değeri gibi bazı değişkenleri ihmal ederek sadeleştirme yaptığı açık, ancak mantığı doğru. Çünkü asıl maksadı, -her zaman yaptığı gibi- mütevazı yaşamanın ve tasarruf etmenin önemini vurgulamak.
Ancak Başaran’ın bu gönderisi, büyük bir tartışmaya yol açtı. “Parayı mezara mı götüreceğiz" diyerek eleştirenler oldu. “Hep biriktir diyorsunuz, kahve de mi içemeyelim, tatile de mi gitmeyelim” diye isyan edenler bile vardı.
Aslında, Başaran’ın açtığı bu tartışma, zaman zaman anlatmaya çalıştığım "GEÇİŞ ÜLKESİ ÇELİŞKİSİ" kavramına güzel bir örnek.
Gelişmiş ülke ile az gelişmiş ülke arasındaki fark, genellikle tüketim alışkanlıklarında ve gündelik yaşamda aranır. Evet, gelişmiş ülkeler daha kaliteli yaşam koşullarına sahiptir. Daha düzenli şehirler, daha güzel sokaklar, daha gelişkin bir altyapı, daha kaliteli evler, daha iyi beslenme, daha iyi eğitim vs.
Ancak gelişmiş ülkelerdeki "daha kaliteli yaşam koşulları" bir sebep değil sonuçtur. Neyin sonucu? Tabii ki 'gelişmiş olmanın', yani kalkınmanın bir sonucu.
Dolayısı ile gelişmiş ülke ile az gelişmiş ülke arasındaki asıl farkı çok daha başka bir yerde, gelişmeye sebep olan faktörlerde aramak gerekir.
Kalkınmanın (veya gelişmenin) bağlı olduğu pek çok faktör arasında belki de en önemlisi TASARRUF EĞİLİMİ'dir. Gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkeler arasındaki en önemli fark da bununla ilgidir.
İktisatta tasarruf eğilimi (propensity to save), bireylerin veya toplumun elde ettiği........