Sevgi neydi?
Dün sevgililer günüydü. Yer gök kalplerle, çiçeklerle doluydu. İlk nasıl böyle yaygınlaştı hatırlamaya çalıştım ama bulmak mümkün olmadı. Sanıyorum ilk kez 90’ların başında konuşulmaya başlandı. O zamanlar “boyalı basın” denilen medya bu işin başını çekiyordu. Bizim gibi itiraz edip eleştirenler de vardı ama, piyasa bir şeyi kabul ederse onun önünde durmak pek mümkün olmaz.
Belli ki sevgililer günü konusu da benzer bir piyasa kabullenişi ile ödüllendirilmiş. Ticari açıdan faydalı bulunduğu için “gavur icadı” olmasına falan bakılmadan kabul edilmiş.
Şakası bir yana, bu sevgililer günü işine gavur icadı demek pek de abartılı olmaz… Çünkü öykü Romalı Aziz Valentin’e dayanır. MS 3. Yüzyılda yaşayan Valentin, “aşıkların azizi” olarak bilinirmiş.
Hristiyanların Aziz Valetin Günü saydıkları 14 Şubat’ın sevgililer günü diye kutlanmasına ön ayak olan kişi ise İngiliz edebiyatının babası diye anılan şair Geoffrey Chaucer’dir. Chaucer, Kral ikinci Rişar’ın Bohemya Prensesi Anne ile nişanlanması onuruna bir şiir yazmış, buradan da sevgililer günü modası türemiştir. Gerçi şiirde kalpler yerine kuşlar vardır ama, Batı sembolizmindeki değişikliklerle bu kuşlar zamanla yerini kalplere bırakmıştır.
TUHAF BİR DETAY VERELİM…
Bohemya Prensesi Anne, Rişar’la evlendiğinde henüz 16 yaşındaydı. Gerçi Kral da kendisinden bir yaş küçüktü! Talihsiz Anne henüz 28 yaşındayken vebadan öldü. İki yıl sonra Kral Rişar, ikinci karısı Fransa prensesi Isabella ile evlendi. Evlilik tarihinde Rişar 29, Isabella ise 6 yaşındaydı.
Ortaçağda Avrupa hanedanları arasında böyle küçük yaşta evlendirmelere sık rastlanırdı. Hanedan evlilikleri, güç........
