Erdoğan, Epstein’a karşı
Birazdan okuyacağınız satırların, Türkiye’nin yakın tarihindeki bazı olayların izahında çok önemli bir rolü olacağını düşünüyorum.
15 Temmuz işgal teşebbüsünün ardından Türk ekonomisinin dengeleri bozulmuş, 2016-2019 aralığı, Türk lirasının hızla değer kaybetmeye başladığı bir dönem olarak kayda geçmişti.
Ben fakirin de aralarında bulunduğu küçük bir kesim Türkiye’nin uluslararası finans çetelerinin saldırısı altında olduğu söylüyordu. Özellikle büyük iş çevreleri ve şöhretli ekonomistler ise bizim tezimizi hafife alıyor, hükümeti suçluyordu.
Eleştirilerin hedefinde Başbakan (ve sonra Cumhurbaşkanı) Erdoğan vardı. Erdoğan hükümeti, özellikle düşük faiz ve dengeli kur politikası sebebi ile eleştiriliyordu. Erdoğan’ın paranın yönetiminde sık sık değişikliğe gitmesi “siyasi müdahale” olarak değerlendiriliyor, “Merkez Bankası bağımsız olmalıdır” deniyordu.
2018’de Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığına getirilmesinin ardından eleştirilerin dozu iyice arttı. Çünkü Albayrak, Erdoğan’ın savunduğu çizginin sert bir uygulayıcısı oldu. Göreve geldiğinin ilk ayında Türkiye’den gecelik döviz çıkışlarına ve SWAP işlemlerine sınırlama getirdi. Bunun anlamı basitti: Devlet, Türkiye piyasalarını spekülatörlere kapıyordu.
Eleştirilerde Albayrak’ın “damat” olması öne çıkarılsa da asıl sebep TL operasyonları üzerinden yürüyen vurgun çarkına engel olmasıydı.
O dönem, “Merkez Bankası bağımsızlığı bir safsatadır. Merkez Bankası devletten bağımsız olsun demek başka bir devlete bağlı olsun demekle aynıdır” diye yazdığımı, inatla uluslararası operasyona dikkat çektiğimi biliyorum. Ama bizlerin sesi pek duyulmadı. Gerçi şimdi de faizciler korosunun çıkardığı gürültünün yanında söylediğimiz pek anlaşılmıyor ama, hiç değilse zaman bazı gerçeklerin otaya çıkmasına hizmet ediyor.
İşte Epstein belgeleri….
Ne ilgisi var demeyin… Günledir........
