Babamın Ezanı Bayramın Al Kınası
Bugün Kurban Bayramının ikinci günü.
İster Ramazanın ister de Kurbanın bayramı olsun, bizim bayramlar, çocukluğumuzun üstüne serpilmiş ve kokusu ömür boyu hiç bitmeyen demet demet çiçekler, rengârenk güller gibidir.
Onları hiç unutamayız.
Uzayıp giden yolların değil, içimize kıvrılıp yatan umutlarımızın tomurcuklarına başını dayayarak büyürdü ve büyütürdü bizi, bizim bayramlarımız.
Bizimkiler; bazan bir yağmur damlasında, bazan bir kar tanesinde, bazan da çam kokuları ile gelen rüzgârların kanatlarında bile deryalaşan, sevgiler, mutluluklar barındırırdı yüreğinde.
Bayram yıkar, arındırırdı bizi.
Bayram huzur verir, sevinç katardı hayatımıza.
Bayram barıştırır, binimizi bir yapardı.
Bayrama doyardık biz.
Bayrama büyüklerimizin elini öper, bayrama çocukluğumuzun da saflığını katar dağıtırdık bütün yeryüzüne.
Bizde bayram, yaşayan bir şeydi.
Bayramın elleri, ellerimizden tutar Camiilere götürürdü bizi, gözleri sevgiyle ışıldayarak bakardı göz bebeklerimizin tâ içine.
Kulakları, içimizden geçen fısıltılarımızı duyar, hayalini kurduğumuz yeni giysiler taşırdı yastıklarımızın altına.
Şimdiki bayramlar savuruyor.
Bizim bayramlar insanları topluyordu bir araya.
Bayramlık giysilerimizi, gıcır gıcır parıldayan trabzon lastiği ayakkabılarımızı arefe gecesinden koyardık yastıklarımızın altına.
Annem; uçsuz, bucaksız masmavi gökyüzündeki bir güneş gibi parıldamaya başlardı bayramın birkaç gün evvelinden.
Pilavlık bulgurlar ayıklanırdı, kaz etleri dilinir, parçalanır, patatesler derin toprak kuyulardan çıkarılırdı.
Çocuklar çimdirilir, başında eriyen sabun köpüklerinin acısı vız gelirdi onlara.
GÜR ve YANIK BİR SESİ VARDI BABAMIN
Şimdiki çocuklar bilmez.
Biz çocuklar bayramlarımızı, Serenlerin kaidelerine oturmuş, karayı gözetleyen gemi maymunları gibi özlemle ve hasretle beklerdik.
Bütün köyümüz, her bayram sabahında, babamın sabah namazı ezanı ile uyanırdı.
Babam, sabah ezanlarını kış aylarında toprak damlı evimizin damının üstünde okurdu.
Diğer........
