We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Aykut Zahid Akman

5 0 1
06.04.2022

Erozyon sadece dağda bayırda olmuyor, insan nesli de son yüzyılda ciddi bir erozyona uğradı.

Bu üzücü durum yalnız bizim ülkemizde de değil, çağımızın bir afeti gibi, bütün dünyanın iyi insan sorunu var.

Sahip olduğumuz dostları bir şekilde kaybetmişsek, onların yerine yeni dostlar koymakta zorlanıyoruz.

Dost ve arkadaşlıkların tadı, ahbaplıkların lezzeti, komşulukların gülen yüzü ve sohbetini bulamıyoruz.

En önemlisi de insan olarak üzerimizde tanımlı değerleri taşımakta büyük bir handikap yaşıyoruz günümüzde.

Değer yargılarımızı yaşayıp, onlardan pay alarak insanlığımızı değerli kılmakta büyük bir sorunumuz var.

Değerlerimizden sıyrılınca geriye, insan olarak bizimle birlikte hırsımız, nefsimiz, korkularımız ve yalnızlaşmamız kalıyor.

Bu sebepledir ki, sahip olduğumuz dostları sıkı sıkıya korumak ve onların değerini bilmek çok önemli.

Dostluğunun ve arkadaşlığının kıymeti bilinmesi gereken insanlarımızdan biri de sevgili dostum Aykut Zahid Akman’dır.

Zahid Bey’i 1980’li yıllarda tanıdım.

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’ye sayılamayacak kadar büyük zararlar verdi.

Bunların içinde matbuat dediğimiz düşünce ve yazı dünyasının olmazsa olmazı olan dergiler önemli bir yer tutar.

Birçok kitap toplatılmış, dergi ve mecmualar da süresiz olarak kapatılmış, yazı işlerinden sorumlu olanlar hapse atılmıştı.

Kenan Evren’in Genelkurmay Başkanı olduğu sırada yapılan bu darbe üç yıl sürmüş, 1983 yılının başlarında sivil hayata geçilmesinin yolu açılmıştı.

6 Kasım 1983’de yapılan genel seçimlerde Turgut Özal’ın başkanlığındaki ANAVATAN Partisi, askeri konseyin açıkça destekleyip oy istediği MDP’ye karşı seçimi kazanmış ve iktidara gelmişti.

Seçimden iki ay kadar önce, 1 Eylül 1983’de askeri darbenin yıkıcı etkilerini hiçe sayarak, cesur bir ses olarak yayın hayatına başlayan aylık İslam Mecmuası’nın yönetim kadrosunda ilk sayıdan itibaren M. Zahid Akman adını görürüz.

İslam Mecmuası’nın ve ardından gelecek olan İlim ve Sanat, Kadın ve Aile, Gülçocuk gibi dergilerin çıkarılmasını hayatta iken teşvik eden Mehmet Zahid Kotku Hocaefendi’nin bu mecmuada ‘M.Z.K’ imzası ile Cuma sohbetlerini, merhum şehit Mahmut Esat Coşan Hocaefendi’nin Halil Necatioğlu imzası ile başyazılarını, Raşit Küçük Bey’in sünnet hakkında yazılarını ve merhum Süleyman Arif Emre’nin de şiirlerini görüyoruz.

Bu yayınları, askeri darbe ile adeta çölleşmiş olan Türkiye’nin yayın dünyasına ilk cansuyu olarak düşünmek hiç de abartılı olmayacaktır.

Bu önemli hizmetlerin içinde ismi ilk sıralarda yer alan Zahid Akman’ı, İlim ve Sanat Dergisi’nin yayınlarından sorumlu olarak işe başladığım 1985 yılında tanıdım.

İlk zamanlar İslam Mecmuası Ankara’da Emel Matbaası’nda basılıyordu, daha........

© Haber7


Get it on Google Play