Uluslararası hukuk zaten ölmemiş miydi? |
Trump yönetimindeki Amerika’nın 2 saat 28 dakika içerisinde Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini yatağından alarak ülke sınırları dışına çıkarması sonrasında ‘yapılan operasyonun uluslararası hukuka uygun olmadığı’ ve ‘artık uluslararası hukuku Amerika’nın umursamadığı’ yorumları yapılıyor.
Esasen yorumlar yanlış değil…
Ancak ne zaman umursanıyordu?’ şeklinde bir soru ile konuya bakmak daha doğru…
‘Amerika’nın menfaatine ve yapmak istediklerine dair bir konu mevzubahis olduğunda hiçbir zaman umursanmadı’ şeklinde de soruyu cevaplamak lazım…
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nin istediği ülkenin egemenliğine tecavüz etme hakkını kendinde gördüğü bir dünya düzenini dile getirmediğimizde eksik bir analiz yapmış oluruz.
Amerika, kimi zaman doğrudan müdahale ve operasyonlarla, kimi zaman darbe veya darbe girişimleri ile, kimi zaman ülkelerin iç kamuoyunu karıştırma sureti ile, kimi zaman da ülkelerin liderlerine yaptığı suikastler ile ülkelerin ‘egemenliğine’ müdahale etti.
Her ne hikmetse bugün ‘öldü’ denen uluslararası hukuk mekanizması ve Birleşmiş Milletler ve BMGK o zamanlar da yaşam belirtisi vermiyordu.
Sistemi kuran, kendisine zarar vermez!
1949’da Suriye’deki Hüsn-i Al Zaim Darbesi ile başlayan ‘egemenliğe müdahale yolculuğu, 1953’te İran’da Başbakan Mohammed Massadegh’in yerine Şah Reza Pehlevi’nin getirilmesi ile devam etti.
1954’te Guetamala’ya müdahale eden ABD, 1960’ta Kongo’yla birlikte ülkemizde de darbe girişiminde bulunmuş ve süreç Başbakan Adnan Menderes’in asılmasıyla sonuçlanmıştı.
1961’de Dominik Cumhuriyeti’nin Diktatör Lideri Rafael Trujillo’nun suikast ile ortadan kaldırılması sonrasında ülkede kaos yaşanması nedeniyle müdahale........