Kızılelma, gökyüzünde paradigmaları değiştirdi

Önceki gün sabah saatlerinde Sinop açıklarında bir jet motoru uğultusu duyuldu…

Balıklar rahatsız oldu mu bilemiyorum ancak birilerinin rahatsızlığı manşetlere yansımaya başladı bile…

Sebebini anlatalım…

Bayraktar Kızılelma, Türkiye’nin ilk insansız muharip uçağı, havalandıktan kısa süre sonra MAM-L mühimmatını hedefi tam isabetle vurdu.

Bu, sıradan bir test atışı değildi.

Bu, 21’inci yüzyılın hava harp doktrininin yeniden yazılmaya başladığı andı.

Tarih, savaş teknolojilerinde ‘sıçrama anlarıyla’ doludur.

1415’te Agincourt’ta İngiliz uzun yayları, zırhlı Fransız şövalyelerini yere serdiğinde feodal şövalyelik çağı kapanmıştı.

1916’da Somme’da tank ilk kez göründüğünde siper savaşı kavramı çatırdamaya başladı.

1940’ta Blitzkrieg’in gölgesinde radar ve monoplane savaş uçakları eski hava doktrinlerini çöp tenekesine attı.

Şimdi sıra, insan pilotu kokpitten tamamen çıkaran, yapay zekâ destekli, süpersonik potansiyelli insansız muharip uçaklarında...

Kızılelma’nın yaptığı şey tam da bu…

Pilotun G kuvvetine, oksijenine, yorgunluğuna, korkusuna ihtiyaç duymadan 0.9 Mach’ın üzerinde uçup hassas vuruş yapabilmek ‘en öne çıkan’ özelliği…

Kızılelma, sadece bir ‘drone’ değil; F-16’nın yapabildiği çoğu şeyi yapabilen ama hiçbir zaman eve dönmek zorunda olmayan bir savaş uçağı aynı zamanda…

Bir F-35’in birim maliyeti 80-100 milyon dolar civarındayken Kızılelma’nın hedeflenen maliyeti onun sadece dörtte biri civarında…

Yani aynı parite artık 1’e 1 değil, 1’e 4-5 olacak…

Bu, hava üstünlüğü matematiğini kökünden........

© Haber7