CHP, neden halkın partisi olamaz?

Bir partinin ‘halkın partisi’ olabilmesi için öncelikle halkın derdini dert edinmesi, halkın beklentisini kendi önceliği haline getirmesi gerekir.

Ama maalesef bugün CHP’nin en büyük sorunu tam da bu noktada düğümleniyor…

Halkın gerçek gündemini görmek yerine kendi ideolojik ve psikolojik gündemine hapsolmuş durumda…

İstanbul’un susuz kaldığı aylarda, su getirmek yerine “aslında susuzluk bu kadar da kötü değil, İstanbul zaten çok su tüketiyor” türünden savunmalar yapılabiliyor.

Ankara’daki susuzluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözümona ettiği duaya bağlayabiliyor…

Ankara’da yıllardır yapılmayan, nadir de olsa başlayan ancak bitirilemeyen birkaç yol ve tünel inşaatları trafiği zehrederken, “yeni yol yapılamaz, yapılsa da işe yaramaz” denilerek mevcut projeler bile değersizleştiriliyor.

Belediye kasasından yüz milyonlarca lira konserlere, gösterilere, festival bütçelerine akıtılırken, “kültür-sanat önemli” savunması yapılıyor ama aynı ağızla “vatandaşın cebindeki üç kuruşa göz dikiliyor” diyen aynı zihniyet, kendi harcamalarına gelince nedense çok cömert olabiliyor...

Peki bu çelişkiyi nasıl izah ediyorlar?

Çok basit…

Her zaman ve her koşulda suçu dışarıda arıyorlar.

Yatırım yapmıyorsak sebebi merkezi hükümetin engellemesi, hizmet getiremiyorsak sebebi yine merkezi hükümetin kaynak vermemesi, yolsuzluk iddiaları ortaya çıktığında sebebi ‘siyasi linç kampanyası’, özel jet fotoğrafları, lüks harcamalar, pahalı davetler ortaya saçıldığında sebebi ‘karalama’, halk şikâyet ettiğinde sebebi ‘halkın bilinçsizliği, algı operasyonuna kapılması’ gibi bahanelerle karşı karşıya kalıyoruz…

Bu mantık zinciri bir noktada şu acı gerçeğe varıyor; “Aslında sorun yok. Sorun, sorunu görenler.”

CHP’nin bugün içinde bulunduğu paradoks tam olarak bu…

Kendi hatalarını, eksikliklerini, hatta ahlaki sapmaları eleştirenleri ‘düşman’ kategorisine sokarak kendini koruma refleksi geliştirmiş olması…

Halk ise çok basit bir şey istiyor aslında; “Musluktan su aksın, sabah işe giderken trafikte iki saat harcamasın, çocuğunun okulunun önü çamur deryası olmasın, vergisinin nereye gittiğini az çok anlayabilsin, belediye başkanı veya yöneticilerin özel jetle tatil fotoğraflarını görmek zorunda kalmasın.”

Bu talepler aşırı ideolojik, aşırı solcu, aşırı sağcı talepler de değil üstelik…

Temel belediyecilik hizmetleri…

Bunlar sıradan, hayatın içinden, çok yalın talepler.

Ama CHP bu yalın taleplere cevap vermek yerine, genellikle şu üç savunma hattından birini tercih........

© Haber7