Trump’la Savrulan Dünya |
Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle İran’la başlayan savaş giderek sertleşirken kapsamı da genişleyerek tüm körfez bölgesine yayılmış durumda.
Askeri hedeflerin yanı sıra şehir alt yapılarından enerji tesislerine su kaynaklarından tarihi yapıları yok eden bu kirli savaşta sivil kayıplarda artarak devam ediyor.
İran’ın Hürmüz boğazındaki geçişleri durdurmasıyla birlikte petrol ve enerji piyasalarında yaşanan kriz, küresel ekonomileri içine alan dev küresel bir girdaba dönüştü.
Tüm bu baş döndürücü gündemin ve savrulmanın odağında ise ciddi planlamalarla değil sezgileriyle hareket eden ABD Başkanı Donald Trump yer alıyor.
Trump’ın Beyaz Saray’a yeniden dönüşünün ardından artık küresel gündem günler içinde değil, saatler içinde değişiyor.
Donald Trump İran’la savaşa girerken ne Amerikan halkının son derece düşük desteğini dikkate aldı ne de bu riskli süreç için gerçek bir plan sundu. Savaşın gerekçesi sürekli değişirken hedefi bulanıklaşıyor.
Daha da vahimi, Trump yönetimi bu savaşın en açık sonucu bile öngörülemedi. Orta Doğu’da bir çatışmanın ilk etkisi enerji krizidir. Ancak Hürmüz Boğazı üzerindeki risk küçümsendi, petrol fiyatları sıçradı, küresel ekonomi sarsıldı. Yani yalnızca savaş başlatılmadı; dünyanın ekonomik dengeleri de hesapsızca ateşe atıldı.
Stratejisiz Savaşın Anatomisi
Rejim değişikliği hedefinden nükleer kaynakların yok edilmesine hiçbir öngörüsü tutmayan saldırgan ABD ve soykırımcı İsrail, tüm tehdit ve şantajlarına rağmen müttefiklerinin desteğini almakta da aciz kalıyor.
Dış politikasının İsrail’in kirli çıkarlarına esir hale getiren Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun tahrikleriyle saplandığı bataklıktan bir türlü çıkış yolu bulamıyor.
Kendi tabanındaki çatlak giderek derinleşen Trump, savaşın siyasi maliyetlerinin yanı sıra ülkesine yönelik ekonomik etkilerini önlemek konusunda da yetersiz kalmış durumda kongreden 200 milyar dolarlık ek bütçe peşinde.
Kongre’den ek bütçe talebinin kolay kabul edilmesi beklenmiyor. Demokratlar, 200 milyar dolarlık rakam gündeme gelmeden önce de böyle bir talebe karşı çıkacaklarını açıklamıştı.
Onu bu kirli savaşa iten Netanyahu ise İran’ın son saldırılarına karşı etkisiz kalmaya başlayan demir kubbe savunma sisteminin şaşkınlığını yaşıyor. Ancak katliamdan beslenen Netanyahu, siyasi olarak gücünü artıran, Lübnan’da işgali genişletmesini sağlayan ve İran’ın zayıflatılmasına hizmet eden bu karanlık savaşın devam etmesi için elinden geleni yapıyor.
Yani Trump, Netanyahu’nun kirli hedefleri uğruna kendisini ve ülkesini içinden bir türlü çıkamadığı ateş çemberine atmış durumda.
Sonuç gerçeklerden kopuk, birbirini yalanlayan açıklamalar ve sahada karşılığı olmayan iddialar. Savaşın “hedeflere ulaştığı” söylemi, yaşanan sivil kayıplar ve büyüyen krizle birlikte inandırıcılığını tamamen yitirmiş durumda.
Tüm bu kasırganın merkezinde Trump’ın devlet aklından çok, sürekli sarsıntı üretme stratejisi gibi çalışan siyaset tarzı var.
Soğuk savaşın sert stratejileriyle öne çıkan Richard Nixon, iletişim........