İsrail'in suyla soykırımı |
Dünya diplomatik koridorlarda yankılanan "ateşkes" ve "barış" kelimeleriyle oyalanırken, Gazze’de tarihin en vahşi soykırım yöntemlerinden biri acımasızca devam ediyor: Suyla soykırım.
ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük diplomatik tiyatrosuyla duyurulan sözde “barış” ne Gazze’deki saldırıları ne de katliamları durdurdu.
Soykırımcı İsrail, iki yüzlü katliamcı politikalarıyla her fırsatta ve farklı yöntemlerle masum Filistinlilere ölüm kusmaya devam ediyor.
İnsani yardım girişinin İsrail’in insafına bırakıldığı Gazze’de sadece silahlar can almıyor, en temel hayat kaynağı olan su kaynaklarından mahrum bırakılan siviller topluca ölüme sürükleniyor.
Bu, şehir altyapısının, su mühendislerinin, yardım tırlarının ve hatta hijyen malzemelerinin bilinçli olarak hedef seçildiği sistematik bir yok etme stratejisi.
Sıcaklıklar artarken Gazze’deki çocuk ve kadınlar başta olmak üzere masum siviller İsrail’in susuz bırakma planlarının bedelini en ağır şekilde ödüyor.
Kasıtlı Yıkım ve Su Suikastleri
Birleşmiş Milletler’in acil durumlarda günlük su kullanımı için belirlediği en asgari limit kişi başına 50 ila 100 litre temiz su iken, Gazze’de insanlar ortalama sadece 7 litre suya mahkum edilmiş durumda. Çok sayıda aile, en temel biyolojik sınır olan 6 litreyi dahi bulamıyor.
Sınır Tanımayan Doktorlar’ın raporları, bu vahşetin boyutunu gözler önüne seriyor. Temiz su ve sabun olmadığı için bebekler mamalardan zehirleniyor, kadınlar doğum sonrasında yıkanamadığı için ağır enfeksiyonlar geçiriyor.
İnsanların yaraları dahi temizlenemediği için ağır tıbbi risklerle karşı karşıya kalıyor. Susuzluğun oluşturduğu bu dehşet, Filistinlilerde ağır psikolojik işkenceye dönüşmüş durumda.
Aslında İsrail soykırımından önce Gazze’de, tüm eksikliklerine rağmen yüzlerce kuyu, üç büyük tuzdan arındırma tesisi ve belediye şebekeleri su ihtiyacını karşılamaya çalışıyordu.
Bugün ise yaşamı kurutup ölümleri büyüten katliamcı İsrail’in kasıtlı saldırılarıyla su ve sanitasyon altyapısının büyük bölümü ağır hasarlı durumda.
Kuyular elektrik ve yakıt olmadığı için çalışamıyor. Borular parçalanmış, pompalar susmuş, kanalizasyon sistemleri çökmüş halde.
Daha da vahimi ise bu sistemleri tamir etmeye çalışan sivillerin ve insani yardım ekiplerinin de açıkça hedef alınmasıdır.
Gazze Kıyı Belediyeleri Su Şebekesi verilerine göre, savaşın başından beri su tesislerini onarmaya çalışan 19 işçi kasıtlı olarak hedef alındı.
Yine nisan ayında yerinden edilmiş ailelere su taşıyan bir su mühendisi ve iki sürücü, mayısta ise UNICEF için çalışan iki su tankeri şoförü İsrail güçlerince vurularak katledildi.
Bir kuyuyu çalıştırabilmek için bombalanmış diğer kuyuların enkazından parça sökülen Gazze’de artık mühendislik........