Bir karanlık savaş iki kritik seçim

Soykırımcı İsrail ile Amerika ortaklığında İran’a karşı başlatılan savaş yalnızca Orta Doğu’yu değil, iki ülkenin iç siyasetini de güçlü şekilde etkiliyor.

Bölge ülkelerini içine çekerek giderek sertleşen bu kirli savaş, iki bine yaklaşan kayıplar, okul, hastane, enerji tesisleri ve şehir altyapılarının hedef alınmaya başlamasıyla daha can yakıcı hale geliyor.

Tehdit açıklamaları, kara operasyonu iddiaları ve saldırıların sona ermesiyle ilgili verilen karışık mesajlarla devam eden savaşta, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz ise tüm dünyayı küresel ekonomik türbülansa sürüklüyor.

Bu kaotik ortamda bir tarafta savaşı başlatan ama halkının çoğunluğunu ikna edemeyen ABD Başkanı Donald Trump, diğer tarafta savaşı güçlü şekilde destekleyen İsrail kamuoyunu arkasına alan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu var.

İran’a saldırıların mimarı iki ismin de bu yıl içerisinde girecekleri kritik seçimlerde karanlık savaşı kendileri için siyasi avantaja çevirme derdinde.

Trump’ın Savaş Kumarı

Amerika dış politikasını esir alan İsrail’in tahrikleriyle İran’a savaş başlatan Trump’ın sürekli değişen gerekçeleri Amerikan halkını ikna edebilmiş değil.

ABD’de savaşın ardından yapılan kamuoyu araştırmaları bu çarpıcı tabloyu ortaya koydu.

En son NPR/PBS/Marist anketine göre; Amerikalıların yüzde 56’sı İran’a yönelik askerî harekâta karşı, yüzde 44’ü ise destekliyor.

Benzer sonuçların çıktığı CNN anketinde ise İran saldırısını onaylamayanların oranı yüzde 59 iken onaylayanlar ise yüzde 41’de kalıyor.

Reuters/Ipsos araştırmasında ise savaşı onaylayanların oranı yüzde 27’ye kadar düşerken onaylamayanlarınki yüzde 43, emin olmayanlarınki ise yüzde 30 olarak belirlendi.

Trump’ın savaş için Kongrenin desteğini alması gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 70’e çıkarken başkanlığına verilen destek oranları yüzde 39’a geriledi.

Amerikalıların büyük bölümü İran savaşının uzun sürmesinden ve tekrar büyük kayıplar verilmesinden endişeli iken ilk günlerinde bile “bayrak etrafında birleşme” refleksinin oluşmadığı görülüyor.

Trump’ın seçimlerdeki “sonsuz savaşları bitirme” vaadine rağmen, İsrail’in güvenliği için girdiği riskli savaş “Önce Amerika” söyleminin de ironik bir şekilde “Önce İsrail” şeklinde uygulamaya geçirildiğini gösterdi.

Bu kirli savaşta Trump’ın en güçlü motivasyonlarından biri de İsrail’e koşulsuz destek veren evanjelik tabandan yükselen “Yahudilerin Tanrı’nın planını gerçekleştirmek üzere seçilmiş topluluk” olduğuna ilişkin teolojik saplantıları karşılama arzusu.

Çünkü Amerikan seçmenlerin yüzde 25’inden fazlasını oluşturan “Hristiyan Siyonistleri” olarak anılan evangelikler, Trump’a seçimlerde yüzde 80’in üzerinde destek veriyor.

Bu desteği yanında tutmak isteyen Trump’ın çelişkiler ve belirsizliklerle örülü bu savaş hesabına, MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) tabanından ve Thomas Massie ve Marjorie Taylor Greene gibi isimlerin öncülüğünde parti içinden güçlü tepkiler yükseliyor.

Ayrıca tüm kamuoyu düşünüldüğünde sonuçları öngörülemeyen İran savaşı, Amerika’da ulusal birlikten........

© Haber7